6.ceviz festivali dinleyin

Tanıtıyoruz

ÖZLÜ SÖZLER

"HAFTA SONU PAZAR ÖMRÜN SONU MEZAR ZENGİN OLSAN NE YAZAR MEZARINI EL KAZAR"

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

sayaç.Belgesel

ANASAYFA arrow Vefat haberi
Vefat haberi
ÂŞIK ALİ İLE BİR AKŞAM…
         ÂŞIK ALİ İLE BİR AKŞAM…
       Ününü önceleri kulaktan kulağa duyduğum, daha sonra da sosyal medyada müşerref olduğum Çağlayanceritli şair yazar ve ozan Âşık Ali’nin serin bir Çağlayancerit akşamında hem bir çayını yudumlayalım, hem de edebi birikimlerinde demlenelim dedik. Âşık Ali konuşmaya başladıktan sonra bana ancak dinleyip not almak düştü.
       Âşık Ali şairlik geleneğine daha ilkokul dördüncü sınıfta iken rüyasında bade yerine simsiyah koyu bir yudum çay içtiğini söyler. Bu çayın sarhoşluğu bir hafta sürer. O rüyanın etkisi ile şiir yazmaya başlar. Âşık Ali’nin ilkokul mezunu olmasına rağmen zengin bir kelime hazinesine sahiptir. O birçok insanın başaramadığı, hayal dahi edemediği şeyleri başarmıştır.
     Âşık Ali, çocukluğunda yaşadığı yerlerin taşını, toprağını, börtü, böceğini, kurdunu kuşunu, dağlarını, tepelerini, bağlarını, bahçelerini, şiirleriyle anlatmış. Yaşadığı zorlukları, geçmişe duyulan özlemi, köyünü (Çağlayancerit), halkını, halkının dertlerini, çilelerini anlatır. Köyünün insanlarını bazen hicvederek, bazen överek dizelere döker. Şiirleri buram buram insanlık ve memleket kokan Âşık Ali tenekeden yaptığı saz ile kısa zamanda çalıp söylemeyi öğrenir. İrticali kuvvetli olduğundan “bana da bir türkü yaz” diyenlerin yüzüne karşı dörtlükler söyler.
     Âşık Ali çok zekidir, yeteneği Allah vergisi, ustası kendisidir. Daha köyüne elektrik gelmeden, yapboz yöntemiyle radyo tamirciliğini kendi kendine öğrenir. Ocakta demir ısıtarak radyonun lehim işlerini yapmış. (ilk tamircilik deneyiminde bozduğu bir radyoyu aradan on beş yıl geçtikten sonra sahibinden alıp radyonun iç aletini ücretsiz komple yenilediğini radyo sahibiyle helalleştiğini tebessümle anlattı).
      Toplama parçaları bir araya getirerek yeni radyolar imal ettiğini söyler. Pil ile çalışan radyo vericisi yaparak bir müddet yakın çevreye radyo yayını yapmış. Halka kendi çalıp söylediği türkülerini dinletir. Yayıncılık hayatı, “yasak yayın” yapıldığı bir müzevirin şikâyeti üzerine mahkemeye verilir. İki sene süren mahkeme sonucunda para ve hapis cezası alır. Sicilinin temiz olması sebebiyle cezası ertelenir.Köyüne elektrik geldiğinde televizyon tamirciliğini kitaplar okuyarak kendi kendine öğrenir.
    Ünü önceleri çevreye de yayıldığından yakın ilçe ve köylerden tamirat gerektiren radyo televizyonlar Âşık Ali’yi bulur. Son zamanlarda Çin işlerinin piyasayı işgal etmesiyle tamirat işlerine veda ettiğini söyler. 36 yıl Tamircilik yapar. 2004 Yılında Bağ-kur’dan emekli olur. Âşık Ali marifetlidir. Çağlayancerit’in ilk fotoğrafçısıdır. Geçmişinin izini Fotoğraflarda arayanlar Âşık Ali'nin Fotoğraf arşivini karıştırırlar.
     Son zamanlarda dijitalleşme Âşık Ali’yi de yeni arayışlara yöneltir. Sosyal medya hesapları ve açtığı web sayfaları ile eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırır. Şairlik ve yazarlığa devam etmektedir. Gördüğü lüzum üzerine çıkarmış olduğu onca şiir kitaplarını gelecek nesillere miras bırakmak üzere, yaşadığı dönemi çeşitli yönleriyle anlatan
      1950 den bu yana Çağlayancerit'i ve ilçesini anlatan 280 sayfaya yakın bir kitap daha yazdığını bu kitabının 2022 yılında basılacağını söyler. Şair yaşının ilerlemesine rağmen üretmeye, şairlik ve yazarlık geleneğini devam etmektedir. Zaman su gibi akıp geçti. “Bize müsaade” demek için saate baktığımızda zamanın çoktan gece yarısını geçmiş olduğunu gördük. Şairimize şiir dolu uzun ömürler sağlıklı yıllar diliyorum…
                       Eğitimci ve Fotoğraf Sanatçısı Mustafa SÜMEN
 
 
UNUTULAN ADAM
       UNUTULAN ADAM
   Bir zaman bir seyahat esnasında yolum Çağlayancerit'e de uğramıştı, akşamüstüydü, elbette Âşık Ali Ataş abimize uğramadan geçilmezdi ve geçmedim, gidip bir ziyaret edelim, hali hatırı nicedir, derdi tasası var mıdır bir sual edelim diyerek varıp kapısını çaldım, kapıyı Ali abimizin eşi muhterem ablamız açtı ve buyurun dedi. Ali Abi evdeler midir? Diye sorduğumda evde olduklarını öğrendim içeri buyur ettiler girdim selam verdim oturdum hoş beş merhaba derken Ali abiyle derin bir sohbete koyulduk o anlattı ben dinledim not aldım.

      Gördüm ki onu dinlediğimde yılların verdiği yorgunluk, meşakkat ve elemlerin onu hayattan soğutamadığını ve hâlâ dimdik başıyla insanlara kendi çapında hizmete devam ettiğini, bütün varlığını dostlarına, sanatına adadığını anladım Saatlerce konuştuk. Bir baktım vakit gece yarısını biraz geçmiş zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım. Hülasa, aldığım notlarımı şöyle bir sıralamam gerekirse, Adı soyadı: Ali Ataş, mahlası Âşık 1946 yılında dünyaya gelmiş 1956 yılında ilkokula başlamış okulu normal süresinde bitirmiş.

      Öğretmeni olan Ali Asker ta! O günden Ali’nin zeki ve ufku açık bir çocuk olduğunu tespit etmiş olduğundan Ali'yi kendi memleketine götürüp okutmak, yetişmesine katkıda bulunmak istemiş fakat ailesi buna müsaade etmeyince mecburen köyünde kalmış. Bir müddet babasıyla bağda bahçede tarlada çalışmış. İlkokul yıllarında çok güzel resimler çizdiğini ressam olmak istediğini ancak birden bire kararını değiştirip şiir yazmaya başladığını anlatır. 

      Âşık Ali öylesine çalışmış ki uğraşmadığı sanat yapmadığı iş kalmamış. İlk sazını tenekeden yapmış kısa zamanda saz çalmayı öğrenmiş. Daha sonra kendisine yeni bir usta sazı almış düğünlerde, aile ortamlarında, toplantılarda çalıp söylemeye başlamış Onun saz çaldığını duyan köyün bazı insanları babasına şikâyet etmişler Ali saz çalıyor günahtır, haramdır, cehennemde yanar demişler. Bu tür sözlerden etkilenen baba Ali’nin saz çalmasına izin vermemiş. Bir gün O saz çalarken babası rastlar ve sazını elinden alır duvara vura vura kırar.

      Sazının kırılması dolayısıyla sanata ve kişiliğine saygı duyulmamasına dayanamayan Ali babasına küserek o gece evinden ve köyünden kaçar. Sabahtan akşama kadar yaya olarak yürüyerek köyden 30 kilometre uzaktaki asfalta akşam namazı varır. Bir yük kamyonuyla Kahramanmaraş'a varır, vakit gece yarısıdır birilerine buralarda yatacak bir yer olup olmadığını sorar, oteli gösterirler ama parası yok ki kalsın, durum anlaşılınca bir yer tarif ederler, tarif edilen yer handır. O gece handa yatar sabah olur hancıya derdini anlatır hancı bir haftalığına Ali'ye bir kaç kuruş borç verir.

      İlk işi bir ekmek iki domates alıp karnını doyurmak olur. Bir kendir alarak bir müddet hamallık yapar. Hamallıktan kazandığı parayla hancıya olan borcunu öder. Daha sonra yazdığı şiirleri matbaada çoğaltıp çarşıda, mahallelerde satmaya başlar. Kazandığı parayla tekrar yeni bir saz alır, sazıyla Türkiye'nin birçok ilini ilçesini köylerini dolaşır. Sazı yanında her gördüğü insana irticalen türküler söyler bir takım âşıklarla, şairlerle atışmalar yapar. Halk bundan ötürü Ali’ye Âşık lakabını takar kendisi de şiirlerinde bu mahlası kullanmaya başlar.

       Bir iki yıl gurbette kalan Âşık Ali 1968 yılında tekrar köyüne döner. Evlenir, askere gider 24 ay askerlik yapar şiir yazmaya devam eder yazdığı şiirler ogünün mahalli gazetelerinde yayımlanır. Askerlik dönüşü yine işsizdir. İnşaat işçiliği, fotoğrafçılık, su ve elektrik tesisatçılığı yapar. Sonra bu işleri de bırakır 1973 yılında elektronik kitaplar dergiler okuyarak Radyo tamirciliği yapmaya başlar. 1984 yılında köyüne elektrik gelince radyoculuğun yanı sıra Televizyon tamirciliği de yapmaya başlar. Ustanız var mıydı? Diye sorduğumda "hayır dedi her şeyi bakarak, duyarak, görerek öğrendim" dedi.

      2004 yılında bağ-kurdan emekli olduktan sonra bütün ağırlığını şairlikten yana yazarlıktan yana kullanır. Sohbet bu minval üzere seyrederken bir ara hiç ziyaretçileriniz de gelir mi diye sordum, içten bir ah! Çekti ki anlatamam. Keşke sormasaydım, "Ne oldu efendim" dedim, "Bilal Bey elimde sanatım var iken halim hatırım soruluyor sayılıyordu şimdiyse kimse gelip kapımı çalmaz oldu. Meslek bitti hatır gönülde bitti diye sitem vari konuştu ve İşte böyle birazda yaşlanınca hatır gönül işi tamamen bitermiş dedi ve hüzünlendi. Ancak çarşıda mahallede gezerken karşılaştığım on kişiden iki kişi hal ve hatırımı sorar kalan sekizinin umurunda bile olmuyorum. Unutuldum, Bilal Bey unutuldum dedi ve ben de bu vesile ile bu kelimesini yazıya başlık olarak kullanmaya karar verdim

       Âşık Ali'ye bir dokundum bin ah! İşittim. Hani bizde şöyle bir atasözü vardır dedi "kurt kocarsa köpeğin maskarası olurmuş" Hele büyükler hiç sormazlar dedi, büyükler deyince kimi kastettiniz dedim? Belediye başkanları, kaymakamlar, ilçe başkanları hiç birinin aklına bile düşmüyorum dedi. Bu güne kadar gelmiş geçmiş kaymakamlara nice methiyeler yazmış bırakın ziyaret etmeyi bir telefon açıp teşekkür eden bile olmamış.

 

       İlçeye gelen kaymakamlardan Sayın Olgun Öner Bey bir defa da olsa beraberinde karakol komutanı emniyet amiri ile birlikte zorlu bir kış günü ziyaretime geldiler beni çok mutlu ettiler Kendilerine teşekkür ediyorum diyor. Şairlik ve yazarlık devam ediyormuş. On iki adet şiir kitabı yazmış onu basılmış diğer ikisi basıma hazır vaziyete gelmiş. Ayrıca 276 sayfalık 1950 den bu yana Çağlayancerit ile ilgili Genel kültüre dayalı yaşanmış gerçekleri, kendisinin yaşadıklarını, ilçesinde ileri gelen birçok kişilerin biyografilerini yazmış ve birçok makaleler kaleme almış ve halen bıkmadan usanmadan bu hizmetini devam Ettirmektedir…     Şair Yazar Bilal ÖKSÜZCE

 

 
GÜLER GEÇERDİM
GÜLER GEÇERDİM


GÜLER GEÇERDİM

Şu yalan dünyada masum olana,
Zulüm var deseler güler geçerdim.
Derlerdi genç ömrün gider talana,
Ben böyle sözlere güler geçerdim.

Hayal olur o gördüğün düşlerin,
Yarım kalır yaptığın tüm işlerin,
Çiğnediğin otuz iki dişlerin,
Dökülür deseler güler geçerdim.

Dumanı çekilir karşı ki dağın,
Meyvesi tükenir bahçenin bağın,
En ufak bir sesi duyan kulağın,
Duyamaz deseler güler geçerdim.

Boğazlarda düğümlenir sözünüz,
Zaman gelir yanacaktır özünüz,
Dünyayı seyredip gören gözünüz,
Zayıflar deseler güler geçerdim.

Tükenmez dünyada şu ahu-zarın,
Ömür boyu gider bitmez efkârın,
O sim siyah sakalın ve saçların,
Ağarır deseler güler geçerdim.

Bir gün gelir kesilecek fermanın,
Yükü ağırlaşır gitmez kervanın,
O güçlü kuvvetli olan dermanın,
Tükenir deseler güler geçerdim.

Fazla safsın ne deseler kanardın,
Gece gündüz eşi dostu karardın,
Yaşanan gençliği baki sanardın,
Kocarsın deseler güler geçerdim.

Bilemeyiz dünya hangi konumda?
Gün gelir anası ağlar onunda,
Ali der yaşanan ömür sonunda,
Ölüm var deseler güler geçerdim.

09 Temmuz 2022
Âşık Ali Ataş

 
ANASINI AĞLATTIK
ANASINI AĞLATTIK


ANASINI AĞLATTIK

Milletçe unuttuk bir birimizi,
Muhabbetin anasını ağlattık.
Kör olası nefis yanılttı bizi,
Midelerin anasını ağlattık.

İş bulamayınca avare yattık,
Kenara oturup gelene çattık,
Bire aldık ise on beş'e sattık,
TİCARETİN anasını ağlattık.

Nasıl yaşanılır bilmiyor toylar,
Çoğu cüce kaldı kısaldı boylar,
Asalet kalmadı bozuldu soylar,
Sülalenin anasını ağlattık.

Öksüzün yetimin hakları yendi,
Sular birikmiyor dağıttık bendi,
Ozon tabakasın deldik efendi,
Tabiat'ın anasını ağlattık.

Şeytan insanlara ıvga veriyor,
Suçlu suçsuz üzerine yürüyor,
Mahkemeler senelerce sürüyor,
Adaletin anasını ağlattık.

Yürümedik Atatürk'ün izinden,
İbret alamadık onun sözünden,
Olmayası mirasçılık yüzünden,
Gardaşlığın anasını ağlattık.

Elimizden tutmaz tanıdık bildik,
İnan insanlığın hakından geldik,
Flüt’e Keman’a Ork’a yöneldik,
Bağlama’nın anasını ağlattık.

Bize yutturdular şekerli balı,
Asla sorulmuyor fakirin halı?
Traktör pahalı mazot pahalı,
Çiftçiliğin anasını ağlattık.

İnsanoğlu birden bire azıyor,
Bacısı gardaşa kuyu kazıyor,
Eli kalem tutan şiir yazıyor,
Şair'liğin anasını ağlattık.

Vicdan merhameti kenara attık,
Helal kazançlara haramı kattık,
Kafamıza göre eve zam yaptık,
Kiracının anasını ağlattık.

Bu siyaset insanları bölüyor,
Emmilik dayılık dostluk ölüyor,
Sazı alan başka telden çalıyor,
Âşıklığın anasını ağlattık.

Suda yüzen gemi vurdu karaya,
Hiçbir kimse ilaç olmaz yaraya,
Münafık çoğaldı girdi araya,
Komşuluğun anasını ağlattık.

Kaosçular ortamlara dalıyor,
Yandaşları aynı telden çalıyor,
Bu günkü iş yarınlara kalıyor,
Çalışmanın anasını ağlattık.

Ali der ki bitmez bu keder bu gam,
Enflasyon yutuyor inanın yamyam,
Her gün yapılıyor zam üstüne zam,
PİYASANIN anasını ağlattık.

01 Temmuz 2022
Âşık Ali Ataş

 
SİYASET BİZİ BÖLER:
SİYASET BİZİ BÖLER:
--------------------------------------
Saygı değer arkadaşlarım büyüklerim. Bay, Bayan, Yaşlı ve genç kardeşlerim. Gelin bu siyaset işini bir kenara koyalım. Siyaseti siyasetçiler yapsın. Nerdeyse hepimiz siyaset yüzünden birbirimize düşman olduk. Büyük küçük komşuluk, dostluk, arkadaşlık, akrabalık kalmadı. Birbirimize selam verip selam almaz olduk. Bizler birer barut fıçısına döndük. Vallahi ben üzülüyorum. 
Biz birbirlerimizi tanıyan insanlarız. Aynı mahalleliyiz. Parti liderleri Birbirleriyle yarışsınlar biri kaybeder biri kazanır bize ne oluyor. Memleketimize sahip çıkalım. Siyaset için birbirimizi öldürsek kimsenin umurunda değil öldürenlerde olmadımı? Bir Maraş’lı, Bir Gaziantep’li kalkmış istanbuldaki Binali Yıldırım'ı ve Ekrem imamoğlu’nu destekliyorlar İstanbul'u İstanbul Halk’ı düşünsün biz kendi şehrimize kendi başkanlarımıza sahip çıkalım dikkat edelim bölünüyoruz. Biz seçmenler partiler tarafından koz olarak kullanılıyoruz. Seçim zamanı vatandaşız seçim bitince unutuluruz. Siyaset yüzünden 1986 yılından bu yana aradan (33) yıl geçmesine rağmen benimle kűs olan insanlar var. Allah aşkına siyaset bumu? Şimdide partizancılık yüzünden şahsımı cephe alanlarınız var benimle konuşmayanlarınız var. Amma ben kimseye küs ve kırgın değilim. Eğer böyle giderse bu memleket bölünür. 
A partili B partili bundan hepimiz zarar görürüz. Memleketimize sahip çıkalım. Irak’lı, Suriye’li, Lübnan’lı kendilerine sığınacak liman bulurlar amma biz bulamayız. Çevremiz ateş çemberi. Bu günler Türkiye'ye karşı 28 Ülke cephe almış. Akdeniz savaş gemileriyle dolu. Bunlar bize soğan, patates satmak için gelmediler. Herkesten rica ediyorum uyanık olalım. A partilisi B partilisi birbirimize kenetlenelim. Evet, Seçim zamanı herkes gitsin oyunu istediği partiye versin. Partizancılığı bırakıp ülkemize sahip çıkalım. 
Her birimiz AKP’li CHP’li veya MHP’li olabilir her görüşe saygılı olalım. Benimde herkes gibi desteklediğim bir parti vardır. Ben sizlerin fikrine saygı duyuyorum. Lütfen sizde benim fikrime saygı duyun. Her parti sütten çıkmış ak kaşık değil her partinin hataları vardır. Aklımız beynimiz vardır. Herhalde ömür boyu bir partiye oy verecek değiliz.
Yaşım müsait değildi ben sade Rahmetli Menderes’e oy vermedim. Fakat hükümetliğini çok iyi bilirim bolluk bereket ve tükenmez hizmetleri vardı. Menderes’ten bu yana oy vermediğim parti kalmadı. Ayırım yapmadım şiir yazmadığım lider yok. Kimine taşlama kimine övgüler methiyeler yazdım. Bunu bile bana suç edenleriniz oldu. 
Şairliğimi başıma kakanlarınız oldu. Bir şair olarak gördüğüm doğruları yanlışları Halk’ıma anlatmıyorsam benim şairliğim neye yarar? Bazen yazdığım şiirleri bile Hazmedemeyenleriniz var. Ne olur sizlere tekrar yalvarıyorum eften püften şeyler için bölünmeyelim birbirimize karşı saygılı olalım. Burası bir fani birbirimizi incitip gönüller kırmayalım. Bu gece uyuyamadım sizler için bu yazıyı yazdım. Herkese sevgiler saygılar.
(Âşık Ali Ataş 22 Haziran 2019)
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 11