6.ceviz festivali dinleyin

Tanıtıyoruz

ÖZLÜ SÖZLER

"HAFTA SONU PAZAR ÖMRÜN SONU MEZAR ZENGİN OLSAN NE YAZAR MEZARINI EL KAZAR"

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

sayaç.Belgesel

ANASAYFA arrow Vefat haberi
Vefat haberi
ÂŞIK ALİ İLE BİR AKŞAM…
         ÂŞIK ALİ İLE BİR AKŞAM…
       Ününü önceleri kulaktan kulağa duyduğum, daha sonra da sosyal medyada müşerref olduğum Çağlayanceritli şair yazar ve ozan Âşık Ali’nin serin bir Çağlayancerit akşamında hem bir çayını yudumlayalım, hem de edebi birikimlerinde demlenelim dedik. Âşık Ali konuşmaya başladıktan sonra bana ancak dinleyip not almak düştü.
       Âşık Ali şairlik geleneğine daha ilkokul dördüncü sınıfta iken rüyasında bade yerine simsiyah koyu bir yudum çay içtiğini söyler. Bu çayın sarhoşluğu bir hafta sürer. O rüyanın etkisi ile şiir yazmaya başlar. Âşık Ali’nin ilkokul mezunu olmasına rağmen zengin bir kelime hazinesine sahiptir. O birçok insanın başaramadığı, hayal dahi edemediği şeyleri başarmıştır.
     Âşık Ali, çocukluğunda yaşadığı yerlerin taşını, toprağını, börtü, böceğini, kurdunu kuşunu, dağlarını, tepelerini, bağlarını, bahçelerini, şiirleriyle anlatmış. Yaşadığı zorlukları, geçmişe duyulan özlemi, köyünü (Çağlayancerit), halkını, halkının dertlerini, çilelerini anlatır. Köyünün insanlarını bazen hicvederek, bazen överek dizelere döker. Şiirleri buram buram insanlık ve memleket kokan Âşık Ali tenekeden yaptığı saz ile kısa zamanda çalıp söylemeyi öğrenir. İrticali kuvvetli olduğundan “bana da bir türkü yaz” diyenlerin yüzüne karşı dörtlükler söyler.
     Âşık Ali çok zekidir, yeteneği Allah vergisi, ustası kendisidir. Daha köyüne elektrik gelmeden, yapboz yöntemiyle radyo tamirciliğini kendi kendine öğrenir. Ocakta demir ısıtarak radyonun lehim işlerini yapmış. (ilk tamircilik deneyiminde bozduğu bir radyoyu aradan on beş yıl geçtikten sonra sahibinden alıp radyonun iç aletini ücretsiz komple yenilediğini radyo sahibiyle helalleştiğini tebessümle anlattı).
      Toplama parçaları bir araya getirerek yeni radyolar imal ettiğini söyler. Pil ile çalışan radyo vericisi yaparak bir müddet yakın çevreye radyo yayını yapmış. Halka kendi çalıp söylediği türkülerini dinletir. Yayıncılık hayatı, “yasak yayın” yapıldığı bir müzevirin şikâyeti üzerine mahkemeye verilir. İki sene süren mahkeme sonucunda para ve hapis cezası alır. Sicilinin temiz olması sebebiyle cezası ertelenir.Köyüne elektrik geldiğinde televizyon tamirciliğini kitaplar okuyarak kendi kendine öğrenir.
    Ünü önceleri çevreye de yayıldığından yakın ilçe ve köylerden tamirat gerektiren radyo televizyonlar Âşık Ali’yi bulur. Son zamanlarda Çin işlerinin piyasayı işgal etmesiyle tamirat işlerine veda ettiğini söyler. 36 yıl Tamircilik yapar. 2004 Yılında Bağ-kur’dan emekli olur. Âşık Ali marifetlidir. Çağlayancerit’in ilk fotoğrafçısıdır. Geçmişinin izini Fotoğraflarda arayanlar Âşık Ali'nin Fotoğraf arşivini karıştırırlar.
     Son zamanlarda dijitalleşme Âşık Ali’yi de yeni arayışlara yöneltir. Sosyal medya hesapları ve açtığı web sayfaları ile eserlerini daha geniş kitlelere ulaştırır. Şairlik ve yazarlığa devam etmektedir. Gördüğü lüzum üzerine çıkarmış olduğu onca şiir kitaplarını gelecek nesillere miras bırakmak üzere, yaşadığı dönemi çeşitli yönleriyle anlatan
      1950 den bu yana Çağlayancerit'i ve ilçesini anlatan 280 sayfaya yakın bir kitap daha yazdığını bu kitabının 2022 yılında basılacağını söyler. Şair yaşının ilerlemesine rağmen üretmeye, şairlik ve yazarlık geleneğini devam etmektedir. Zaman su gibi akıp geçti. “Bize müsaade” demek için saate baktığımızda zamanın çoktan gece yarısını geçmiş olduğunu gördük. Şairimize şiir dolu uzun ömürler sağlıklı yıllar diliyorum…
                       Eğitimci ve Fotoğraf Sanatçısı Mustafa SÜMEN
 
 
UNUTULAN ADAM
       UNUTULAN ADAM
   Bir zaman bir seyahat esnasında yolum Çağlayancerit'e de uğramıştı, akşamüstüydü, elbette Âşık Ali Ataş abimize uğramadan geçilmezdi ve geçmedim, gidip bir ziyaret edelim, hali hatırı nicedir, derdi tasası var mıdır bir sual edelim diyerek varıp kapısını çaldım, kapıyı Ali abimizin eşi muhterem ablamız açtı ve buyurun dedi. Ali Abi evdeler midir? Diye sorduğumda evde olduklarını öğrendim içeri buyur ettiler girdim selam verdim oturdum hoş beş merhaba derken Ali abiyle derin bir sohbete koyulduk o anlattı ben dinledim not aldım.

      Gördüm ki onu dinlediğimde yılların verdiği yorgunluk, meşakkat ve elemlerin onu hayattan soğutamadığını ve hâlâ dimdik başıyla insanlara kendi çapında hizmete devam ettiğini, bütün varlığını dostlarına, sanatına adadığını anladım Saatlerce konuştuk. Bir baktım vakit gece yarısını biraz geçmiş zamanın nasıl geçtiğini anlamamıştım. Hülasa, aldığım notlarımı şöyle bir sıralamam gerekirse, Adı soyadı: Ali Ataş, mahlası Âşık 1946 yılında dünyaya gelmiş 1956 yılında ilkokula başlamış okulu normal süresinde bitirmiş.

      Öğretmeni olan Ali Asker ta! O günden Ali’nin zeki ve ufku açık bir çocuk olduğunu tespit etmiş olduğundan Ali'yi kendi memleketine götürüp okutmak, yetişmesine katkıda bulunmak istemiş fakat ailesi buna müsaade etmeyince mecburen köyünde kalmış. Bir müddet babasıyla bağda bahçede tarlada çalışmış. İlkokul yıllarında çok güzel resimler çizdiğini ressam olmak istediğini ancak birden bire kararını değiştirip şiir yazmaya başladığını anlatır. 

      Âşık Ali öylesine çalışmış ki uğraşmadığı sanat yapmadığı iş kalmamış. İlk sazını tenekeden yapmış kısa zamanda saz çalmayı öğrenmiş. Daha sonra kendisine yeni bir usta sazı almış düğünlerde, aile ortamlarında, toplantılarda çalıp söylemeye başlamış Onun saz çaldığını duyan köyün bazı insanları babasına şikâyet etmişler Ali saz çalıyor günahtır, haramdır, cehennemde yanar demişler. Bu tür sözlerden etkilenen baba Ali’nin saz çalmasına izin vermemiş. Bir gün O saz çalarken babası rastlar ve sazını elinden alır duvara vura vura kırar.

      Sazının kırılması dolayısıyla sanata ve kişiliğine saygı duyulmamasına dayanamayan Ali babasına küserek o gece evinden ve köyünden kaçar. Sabahtan akşama kadar yaya olarak yürüyerek köyden 30 kilometre uzaktaki asfalta akşam namazı varır. Bir yük kamyonuyla Kahramanmaraş'a varır, vakit gece yarısıdır birilerine buralarda yatacak bir yer olup olmadığını sorar, oteli gösterirler ama parası yok ki kalsın, durum anlaşılınca bir yer tarif ederler, tarif edilen yer handır. O gece handa yatar sabah olur hancıya derdini anlatır hancı bir haftalığına Ali'ye bir kaç kuruş borç verir.

      İlk işi bir ekmek iki domates alıp karnını doyurmak olur. Bir kendir alarak bir müddet hamallık yapar. Hamallıktan kazandığı parayla hancıya olan borcunu öder. Daha sonra yazdığı şiirleri matbaada çoğaltıp çarşıda, mahallelerde satmaya başlar. Kazandığı parayla tekrar yeni bir saz alır, sazıyla Türkiye'nin birçok ilini ilçesini köylerini dolaşır. Sazı yanında her gördüğü insana irticalen türküler söyler bir takım âşıklarla, şairlerle atışmalar yapar. Halk bundan ötürü Ali’ye Âşık lakabını takar kendisi de şiirlerinde bu mahlası kullanmaya başlar.

       Bir iki yıl gurbette kalan Âşık Ali 1968 yılında tekrar köyüne döner. Evlenir, askere gider 24 ay askerlik yapar şiir yazmaya devam eder yazdığı şiirler ogünün mahalli gazetelerinde yayımlanır. Askerlik dönüşü yine işsizdir. İnşaat işçiliği, fotoğrafçılık, su ve elektrik tesisatçılığı yapar. Sonra bu işleri de bırakır 1973 yılında elektronik kitaplar dergiler okuyarak Radyo tamirciliği yapmaya başlar. 1984 yılında köyüne elektrik gelince radyoculuğun yanı sıra Televizyon tamirciliği de yapmaya başlar. Ustanız var mıydı? Diye sorduğumda "hayır dedi her şeyi bakarak, duyarak, görerek öğrendim" dedi.

      2004 yılında bağ-kurdan emekli olduktan sonra bütün ağırlığını şairlikten yana yazarlıktan yana kullanır. Sohbet bu minval üzere seyrederken bir ara hiç ziyaretçileriniz de gelir mi diye sordum, içten bir ah! Çekti ki anlatamam. Keşke sormasaydım, "Ne oldu efendim" dedim, "Bilal Bey elimde sanatım var iken halim hatırım soruluyor sayılıyordu şimdiyse kimse gelip kapımı çalmaz oldu. Meslek bitti hatır gönülde bitti diye sitem vari konuştu ve İşte böyle birazda yaşlanınca hatır gönül işi tamamen bitermiş dedi ve hüzünlendi. Ancak çarşıda mahallede gezerken karşılaştığım on kişiden iki kişi hal ve hatırımı sorar kalan sekizinin umurunda bile olmuyorum. Unutuldum, Bilal Bey unutuldum dedi ve ben de bu vesile ile bu kelimesini yazıya başlık olarak kullanmaya karar verdim

       Âşık Ali'ye bir dokundum bin ah! İşittim. Hani bizde şöyle bir atasözü vardır dedi "kurt kocarsa köpeğin maskarası olurmuş" Hele büyükler hiç sormazlar dedi, büyükler deyince kimi kastettiniz dedim? Belediye başkanları, kaymakamlar, ilçe başkanları hiç birinin aklına bile düşmüyorum dedi. Bu güne kadar gelmiş geçmiş kaymakamlara nice methiyeler yazmış bırakın ziyaret etmeyi bir telefon açıp teşekkür eden bile olmamış.

 

       İlçeye gelen kaymakamlardan Sayın Olgun Öner Bey bir defa da olsa beraberinde karakol komutanı emniyet amiri ile birlikte zorlu bir kış günü ziyaretime geldiler beni çok mutlu ettiler Kendilerine teşekkür ediyorum diyor. Şairlik ve yazarlık devam ediyormuş. On iki adet şiir kitabı yazmış onu basılmış diğer ikisi basıma hazır vaziyete gelmiş. Ayrıca 276 sayfalık 1950 den bu yana Çağlayancerit ile ilgili Genel kültüre dayalı yaşanmış gerçekleri, kendisinin yaşadıklarını, ilçesinde ileri gelen birçok kişilerin biyografilerini yazmış ve birçok makaleler kaleme almış ve halen bıkmadan usanmadan bu hizmetini devam Ettirmektedir…     Şair Yazar Bilal ÖKSÜZCE

 

 
GÜLER GEÇERDİM
GÜLER GEÇERDİM


GÜLER GEÇERDİM

Şu yalan dünyada masum olana,
Zulüm var deseler güler geçerdim.
Derlerdi genç ömrün gider talana,
Ben böyle sözlere güler geçerdim.

Hayal olur o gördüğün düşlerin,
Yarım kalır yaptığın tüm işlerin,
Çiğnediğin otuz iki dişlerin,
Dökülür deseler güler geçerdim.

Dumanı çekilir karşı ki dağın,
Meyvesi tükenir bahçenin bağın,
En ufak bir sesi duyan kulağın,
Duyamaz deseler güler geçerdim.

Boğazlarda düğümlenir sözünüz,
Zaman gelir yanacaktır özünüz,
Dünyayı seyredip gören gözünüz,
Zayıflar deseler güler geçerdim.

Tükenmez dünyada şu ahu-zarın,
Ömür boyu gider bitmez efkârın,
O sim siyah sakalın ve saçların,
Ağarır deseler güler geçerdim.

Bir gün gelir kesilecek fermanın,
Yükü ağırlaşır gitmez kervanın,
O güçlü kuvvetli olan dermanın,
Tükenir deseler güler geçerdim.

Fazla safsın ne deseler kanardın,
Gece gündüz eşi dostu karardın,
Yaşanan gençliği baki sanardın,
Kocarsın deseler güler geçerdim.

Bilemeyiz dünya hangi konumda?
Gün gelir anası ağlar onunda,
Ali der yaşanan ömür sonunda,
Ölüm var deseler güler geçerdim.

09 Temmuz 2022
Âşık Ali Ataş

 
ANASINI AĞLATTIK
ANASINI AĞLATTIK


ANASINI AĞLATTIK

Milletçe unuttuk bir birimizi,
Muhabbetin anasını ağlattık.
Kör olası nefis yanılttı bizi,
Midelerin anasını ağlattık.

İş bulamayınca avare yattık,
Kenara oturup gelene çattık,
Bire aldık ise on beş'e sattık,
TİCARETİN anasını ağlattık.

Nasıl yaşanılır bilmiyor toylar,
Çoğu cüce kaldı kısaldı boylar,
Asalet kalmadı bozuldu soylar,
Sülalenin anasını ağlattık.

Öksüzün yetimin hakları yendi,
Sular birikmiyor dağıttık bendi,
Ozon tabakasın deldik efendi,
Tabiat'ın anasını ağlattık.

Şeytan insanlara ıvga veriyor,
Suçlu suçsuz üzerine yürüyor,
Mahkemeler senelerce sürüyor,
Adaletin anasını ağlattık.

Yürümedik Atatürk'ün izinden,
İbret alamadık onun sözünden,
Olmayası mirasçılık yüzünden,
Gardaşlığın anasını ağlattık.

Elimizden tutmaz tanıdık bildik,
İnan insanlığın hakından geldik,
Flüt’e Keman’a Ork’a yöneldik,
Bağlama’nın anasını ağlattık.

Bize yutturdular şekerli balı,
Asla sorulmuyor fakirin halı?
Traktör pahalı mazot pahalı,
Çiftçiliğin anasını ağlattık.

İnsanoğlu birden bire azıyor,
Bacısı gardaşa kuyu kazıyor,
Eli kalem tutan şiir yazıyor,
Şair'liğin anasını ağlattık.

Vicdan merhameti kenara attık,
Helal kazançlara haramı kattık,
Kafamıza göre eve zam yaptık,
Kiracının anasını ağlattık.

Bu siyaset insanları bölüyor,
Emmilik dayılık dostluk ölüyor,
Sazı alan başka telden çalıyor,
Âşıklığın anasını ağlattık.

Suda yüzen gemi vurdu karaya,
Hiçbir kimse ilaç olmaz yaraya,
Münafık çoğaldı girdi araya,
Komşuluğun anasını ağlattık.

Kaosçular ortamlara dalıyor,
Yandaşları aynı telden çalıyor,
Bu günkü iş yarınlara kalıyor,
Çalışmanın anasını ağlattık.

Ali der ki bitmez bu keder bu gam,
Enflasyon yutuyor inanın yamyam,
Her gün yapılıyor zam üstüne zam,
PİYASANIN anasını ağlattık.

01 Temmuz 2022
Âşık Ali Ataş

 
AŞK KONULU FASL-I MUHABBET
 
mustafa_zncrkiran.jpg
AŞK KONULU FASL-I MUHABBET ŞİİR SEÇKİSİ
 ( EV SAHİBİ ŞAİR: MUSTAFA ZİNCİRKIRAN)
.
Bilemedim bu nasıl, bir sevdadır bir aşktır
Yârim yârim dedikçe, yudum yudum aşk içtim.
Mekânı saray değil, yürek denen bir köşktür
Odaları döndükçe yudum yudum aşk içtim...Abdullah Çelebioğlu/Düzce
 
Karakaşına kurban, gamzesine yandığım
Ömür denen zamanı da, esmasını andığım
Derince sevdasına, oluk oluk kandığım
Fikrinle uyandıkça, yudum yudum aşk içtim..Adem Çağlı - Kırıkhan / Hatay
 
Dipsiz kör kuyu gibi, düşen orda kalıyor
Aşka gönül verenler, hissesini alıyor
Beni Mecnun sananlar, benle kafa buluyor
Gönüllere indikçe, yudum yudum aşk içtim...Ali Akpınar/Isparta
 
Yazmaz oldu kalemler sözlerle haber saldım
Sevenler uzaklaştı kendi kendime kaldım
Kimse bilmez derdimi ben dersimi çok aldım
Aşk narıyla yandıkça yudum yudum aşk içtim…Ali Köşker/Osmaniye
 
Sevda soyut nesnedir umutla geçer zaman
Bu yolda yürüyorken bazı dar gelir cihan
Helogramik yapıda mutasyona uğrayan
Zikir ile yundukça yudum yudum aşk içtim…Asım Yavaş/ İstanbul
 
Unutamam ben seni, geçse de uzun yıllar
Kavuşuruz Mahşerde, ayrılsa da bu yollar
Her zaman mutlu olur, Hak'kı zikreden kullar
Hakk’a yüzüm döndükçe, yudum yudum aşk içtim... Aşık Vehbi Gülen / Hatay...
 
Anlamadım nasıl iş seni arıyor gözüm
Sözüm sözdür bilesin ele kaymaz hiç özüm
Aşkımın türküsünü çalıyor Gönül sazım
Sevdan ile yandıkça yudum yudum aşk içtim…Ayşe Atlı Selen Ayselen /Samsun
 
Allah’ım kalbimizden, asla silme Zatını,
Şu aciz bedenime, unutturma aşkını,
Daima koru gözet, bu avare şaşkını,
Her nefeste andıkça, yudum, yudum aşk içtim... Bekir Aksoy/İzmit
 
Bugün hüzün yüklenmiş kirpiklerim kaşlarım
Bıcak açmaz ağzımı kenetlenir dişlerim
Her dakika her saat gözümdeki yaşlarım
Yanağımdan indikçe yudum yudum aşk içtim... Belgin Elburz Sarcan Balıkesir / Edremit
 
İki dağdan Çağlayan,coşkun ırmaklar gibi
Aynı denize aktık, seller yağmurlar gibi
Gönüllerde aşk doğar, parlar yıldızlar gibi
Güzellikler sundukça, yudum yudum aşk içtim…Birsen Yurdakul Tomurcuklu Edirne
 
Kavuşmak zor olsa da sabırla bekliyorum
Ayrılık acısıyla gün be gün tekliyorum
Dermansız bu derdime, acılar ekliyorum
Sözlerine kandıkça yudum yudum aşk içtim...Cahit Ada/Çorum
 
Düşünmeden düşerdim nerdeyse yollarına
Kendimi bırakırdım saracak kollarına
Bahar gelince açan menekşe güllerine
Gelip gelip kondukça yudum yudum aşk içtim ... Cemalettin Gündoğan (Hasreti) / Ankara
 
Mecnun kaldı gölgede hicab etti Ferhat'ım
Mansur'u düşündükçe arşa çıktı feryadım
Yusuf'un kuyusunda şekillendi muradım
Izdırabım dindikçe yudum yudum aşk içtim... Döndü Şinel /İstanbul
 
Seyrettim şu âlemi gece uykumu böldüm
Dertlere derman olan gerçek bir sultan buldum
Nazarıyla kül etti gonca gül gibi soldum
Devranında döndükçe yudum yudum aşk içtim…Dindari/Osman Dindar/İstanbul
 
Gözleri çimen yeşil, saçları sarı gulaç,
Bakış var can alandı, bakış var sanki ilaç,
Aşk yorgunu olmuşum, ey tabip söyle elaç,
Günden güne söndükçe yudum yudum aşk içtim.…Emir Şıktaş/ Iğdır
 
Güzel günleri şimdi mum ile arıyorum,
Bazen resmine bakıp, hayaller kuruyorum,
Anıları izleyip, hayıra yoruyorum,
Ekmeğimi bandıkça yudum yudum aşk içtim...Erdal Ünal / Ankara
 
Bilmem canan görür mü içimdeki bu harı
Bekledim pencerede, umudum kaldı yarı
Söndüremez bu koru yağsa Kaçkar’ın karı
Yürek sevda andıkça yudum yudum aşk içtim...Ertürk Demirci / Sakarya
 
Aşkınla yanıyordu cümle âlemi cihan
Pervaneye döndükçe yudum yudum aşk içtim
Küllenen bedenimde korlanır dinmez bir an
Bir gün söner dendikçe yudum yudum aşk içtim...Fatih Gülay Antalya
 
Geldin nurlandı dünya aydınlandı kâinat
Doğruluyordu seni onaylıyordu fıtrat
Seninle hayat buldu a dan z ye mahlukat
Ayetleri sundukça yudum yudum aşk içtim…Fatih Karsuyu/ Rusya
 
Sevgimi perçinledim aman değmesin nazar
Ömürler tükenirken avunur azar azar
Fatmacan O'ndan gelen destekten olmaz bizar
Kendi nefsim yendikçe yudum yudum aşk içtim...F.Dila Reyhan (Fatmacan)/Bursa
 
Aşka selam söyledim bülbüller dile geldi
Gözlerime bakınca durmayan akan seldi
Beni bende bitiren zalim eloğlu eldi
Kader’le Sınandıkça yudum yudum aşk içtim…Hanım polat mavi İstanbul
 
Bak geldik gidiyoruz dünya denen şu han'dan
İyi mi kötü müydün konuşulur arkandan
Rabbim nasip eylesin cennet kevser suyundan
Allah Allah dendikçe yudum yudum aşk içtim...Hanife Çamkerten Maçça /Rize
 
Fitil fitil getirir burnundan o hayatı
Hükmü geçer her devre yedirir o bayatı
Âşıklar aynı görür hayat ile mematı
Mevti vuslat sandıkça yudum yudum aşk içtim…Hasan Fayda / Konya
 
Derdim Ferhat, Mecnun’a, birazcık denk olmaktı.
Sevda savaşlarında, meydanda cenk olmaktı.
Her arının konduğu, çiçekte renk olmaktı.
Özden memba sundukça, yudum yudum aşk içtim...Hasan Turgut- Yozgat/Akdağmadeni
 
Arının kovanından süzülen tatlı dile
Düşünce uzatılan umut veren o ele
Sevdayı kuşak gibi sımsıkı saran bele
Gülüşlere kandıkca yudum yudum aşk içtim...Hüseyin Zarar (Firari)Ankara
 
Ömür bu ya yaşatır, elem ve gamı
Gönlüm deki hasretin, yıllarca birikimi
Kimi yaralı kalpten, deli divane kimi,
Omuzlara bindikçe, yudum yudum aşk içtim….İbrahim Bekler ( Yörük Beyi)Ankara
 
Ser hoş olur divane, şarap ile mey ile
Mütevazılık denen o kıymetli şey ile
Ten tinden sıyrılıp ta kudüm ile ney ile
Sema edip döndükçe yudum yudum aşk içtim... İlhâmi /Ankara
 
Zülfünün tellerine, bağlandığımdan beri
Uyumak haram bana, sırtım görmedi yeri
Hani dizimde derman, n'oldu gözümün feri
Kaybolup da söndükçe, yudum yudum aşk içtim…İlker Durmuş/İzmir
 
Yalnız gönül sen misin, yar elinden biçare
Acı sözler yetiyor, gerek yoktur hançere
Ah çekerek inlerken, arıyordum bir çare
O kalbimde dondukça, yudum yudum aşk içtim...İsmail Şimşek (Gururi)/Artvin
 
Turanlı çok muzdarip çokça çekmekte çile
Söyle kavuşmak için ne olmalı vesile
Türlü türlü dil döktüm koklamak için güle
Her dikeni battıkça yudum yudum aşk içtim.…İsmet Develioğlu ( Turanlı )Osmaniye
 
Mah cemalin nur olur, ta evvelden âmâya
Güç verdin pervaneye, gökte uçan humaya
Nokta nokta işledin, nizam verdin semâya
Kürre-i arz döndükçe, yudum yudum aşk içtim..İzzet Gayretli /Çorum
 
Elâ gözlü yar için ben yıllarca yanarken
İsmini ezber edip hep dilimde anarken
Ben sevda ateşinde o muhannet donarken
Aşk alevi söndükçe yudum yudum aşk içtim. Kadir Şahin/Sivas
 
Kılıç'ı der kimseler, aşk odunda yanmasın,
Aşk ateşten gömlektir, tez giyilir sanmasın.
Nasihat’im gençlere, süslü lafa kanmasın,
Aşk atına bindikçe, yudum yudum aşk içtim...Kılıçı (Zülfikar Kılıç)/Kayseri
 
Çıkmadı hayalimde gece gündüz bekliyor
Ruhumu okşayıp da hasret, keder ekliyor
Yokluğu felâketimdir işte kalbim tekliyor
Adını hep andıkça yudum yudum aşk içtim…Lokman Gül/Ankara
 
Her sarışın gördükçe, içime kan damlıyor.
Çektiğim acıları, eşim dostum anlıyor.
Günah bende mi bilmem, çeke çeke yan diyor
Girdabına indikçe, yudum yudum aşk içtim… Mehmet iler/ Ankara
 
Gaye bizlerden olsun hidayette Allahtan
Belki de kurtarırız bu zor çetin azaptan
Müjdeler yağdırılır başa o yüce kattan
Cennet kokun andıkça yudum yudum aşk içtim...Meliha Boz /İstanbul
 
Her bir varlık kendince Yaradan'ı anıyor
İnsanoğlu bilmem ki kendini ne sanıyor
Bakarım gökyüzüne gezegenler dönüyor
Eflak gibi döndükçe yudum yudum aşk içtim…Mevlüt Eşgünoğlu/ Atakum/ Samsun
 
İnanmadığım aşkın beni sevdaya saldı
Yüreğim yaralayıp, aklımı baştan aldı
Bu dert böyle ne imiş, elim böğrümde kaldı
Etrafında döndükçe, yudum yudum aşk içtim… mlk/melek avcı coşkun/Osmaniye
 
Dünya gözüm kapalı, lazım olanı gördüm
Bu kalbimi hamdolsun, gereken yere verdim
Nasip oldu gittim de, Beytine yüzüm sürdüm
Etrafında döndükçe, yudum yudum aşk içtim…Murat Kahraman Murâdî/İstanbul
 
İsterse dağa sürsün, hasret koysun vadiye
Başım gözüm üstüne O'ndan gelen hediye
Beni benden edeni derdime derman diye
Şifa diye sundukça yudum yudum aşk içtim…Mustafa Zincirkıran(Behlül)/Ankara
 
Örselenmiş düşlerim bir hayal yumağında,
Adı sanı olmayan bu gönül durağında,
Ayrılık nağmesi var dilinde dudağında,
Bade diye sundular yudum yudum aşk içtim....Necdet Akcakaya/Ankara
 
Şikâyetçi değilim ben seninle bir hoşum
Yerde miyim gökte mi sensiz inan bomboşum
Gözüm sözüm özümden aşkın ile sarhoşum
Deryalarda yundukça, yudum yudum aşk içtim...Nilüfer Vardar Sönmez/KKTC
 
 Aşk insanı arkadaş, dağa taşa atıyor
Öyle aşklar vardır ki, bir ok gibi batıyor
Nasıl bir aşk dersiniz, seni hep zıplatıyor
Aşkı hiç yok sandıkça, yudum yudum aşk içtim…Nuh Sarıateş/Iskenderun
 
Ask kolay bulunmuyor şiirler de işlenir
Kapıyı çalsın diye ara sıra düşlenir
Gönül hep taze kalır, beden ise yaşlanır
Hayal dünyam döndükçe yurdum yudum aşk içtim…Nurdan Uzun/ Bursa
 
Tarifi anlatılmaz seni senle yaşarım
Önümdeki engeli beraberce aşarım
Hele bana bir gel de ölümüne koşarım
Yürek sana yandıkça yudum yudum aşk içtim…Orhan Buran buranî/Adana
 
Arının balı kadar hem saf hem de tertemiz,
Nasıl yaşandığını ne çok zordur bilmemiz,
Böylesi bir zamanda gönül ile görmemiz,
Of! Diyerek sundukça yudum yudum aşk içtim… Ozan Baki Mümin Üstün Vezirköprü Samsun Vezirköprü
 
Şairlere sormuşlar/sizce aşk nedir diye.!
Şöyle bir düşündükçe/yudum,yudum aşk içtim.!
Manidar cevap verdim/Hâkk'tan bize hediye.
Yaratanı andıkça/yudum,yudum aşk içtim!...Ömer Parlak ( Adl-i ) / Ardahan
 
Toplandık dört bir yandan, şiir ailesine,
Bayrama girer gibi girdik dost bahçesine,
Neşeye hüzün kattık, sardık dilekçesine,
Can sevdaya kandıkça yudum yudum aşk içtim… Rabia Barış /Eskişehir
 
Ferhat gibi dolaştım deldim her dağı taşı
Sevginin olmadığı her yer sanki dağ başı
Hasretin acısıyla akıyorken gözyaşı
Yâr eli dokundukça yudum yudum aşk içtim...Ramazan Demirtaş/ Kahramanmaraş
 
İnsanoğlu fanidir sonu kabre götürür
Arzusunu Hak verse menziline yetirir
Dostlar inanın bana bu sevda çok çektirir
Aşk atına bindikçe yudum yudum aşk içtim…Samet Yıldırım sultani/ İzmir
 
Karanlıklar içinde kaybettim ben yolumu
Derya deniz savurdu dalgalarla salımı
Yalandan bir el tuttu boğulurken elimi
Ben kurtuldum sandıkça yudum yudum aşk içtim... Sami Yağmur /Kırşehir
 
Aşka düşen her yürek kendi içinde yanar
Bilmez misin cancağzım gönül sevdikçe sınar
Aşkı tadamayanlar seven gönülü kınar
Ben canana kandıkça yudum yudum aşk içtim…Selahattin Acun/Adana
 
Aşk dediğin kulları götürmesin günaha
Aşk İçin sarılmasın hiç bir insan silaha
Aşk demek sevgi demek, sevgi yüce Allah’a
Ben buna inandıkça yudum yudum aşk içtim…Seyit Berber/Adana.
 
Uçsuz bucaksız gözüm, dökülür ince yerde
Görmeyen duymayanda, ağlanır kalbim, birde
Her dem, ansam sılayı, bilemem vakti nerde
Cana vuslat bandıkça, yudum yudum aşk içtim. …Yurdanur İşleyen /Amasya
 
İyilik yaptığımda unutup gidiyorum
Var oluş sebebimi, her an sorguluyorum
Durulacak yerleri bilirim duruyorum
Ben Allah'ı andıkça yudum yudum aşk içtim...Zinet Ermiş/Almanya
 
Sevdanın bedelini gel bir bana sorsana
Gururdan arın artık aşkı hayra yorsana
Bilen biliyor zaten bu aşikâr sır sana
Herkesi sen sandıkça, yudum yudum aşk içtim.…Ziyânûrdan/Ankara
 
Ne gözlerin ne saçın dünüm bugün ve yarın
Sorma niçin diye sen ben seninle hep varım
Kışın yağmur yazın kar yaz mevsiminde har'ım
Yaz kış bahar yandıkça yudum yudum aşk içtim....Ziya Polat/ Karaisalı
 
……Bu seçki….oOo…Sezon Finaliydi……….
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 1 - 9 Toplam: 18