bayrak taşıyanlar

Aşık Ali Aksu tvde

Aksu tv deyim

Üye girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

VİDEO LİNKLERİ

Aşık Ali Seçme Şiirleri

ÖZLÜ SÖZLER

"HAFTA SONU PAZAR ÖMRÜN SONU MEZAR ZENGİN OLSAN NE YAZAR MEZARINI EL KAZAR"

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

Yazarlar

Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu,,

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Monday, 25 May 2015

News image

Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu Kanyo Nedir? Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu derin, dar boğaza veya dünya yüzeyinde nehirlerce oluşturulmuş derin vadilere verilen addır. Başka bir ifade ile,...

Devamini oku

Rüya Görmek İçin Uyumalısınız

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Wednesday, 29 April 2015

Rüya Görmek İçin Uyumalısınız Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip hallere rüya diyoruz.Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim...

Devamini oku

Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu?

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Sunday, 14 December 2014

News image

 Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu? “Öksüzlükten Doğan Yalnızlık” Başlıklı yazımızda şunu yazmıştık. “Yalan kusurları gizlemenin merhamet ve iyilik kılığına girmiş. Kırk yıl aynı vaazı veren adamların yalanlarını dinliyoruz....

Devamini oku

Çcerit cevizciliğinin önemi

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Tuesday, 2 December 2014

ÇAĞLAYANCERİT CEVİZCİLİĞİNİN ÖNEMİ (GOZ) Kahramanmaraş ili dünya üzerindeki konumu bakımından 270C 11’- 380C 36’ kuzey enlemleri ile,360C, 15’- 370C 42’ boylamları arasında yer almaktadır. K.Maraş, Akdeniz Bölgesinin doğusunda yer alarak Doğu  Anadolu, İç Anadolu ve Güney Doğu...

Devamini oku

Tek Başına Orman

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Wednesday, 27 April 2011

     TEK BAŞINA ORMAN        Çağlayancerit adeta saklı bir cennet Gezdikçe birçok harika güzellikleri keşfediyorsunuz. Yöresel adıyla Kamalak genel adıyla sedir ağacı dağlarımızda yetişen istisna ağaçlardan biridir. Bulunduğu ortama...

Devamini oku

More in: M. Bahçe yazıları, M. Zincirkıran

100%
-
+
10
Show options

sayyaç

Yazarlar
Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu,,
Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu Kanyo Nedir? Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu derin, dar boğaza veya dünya yüzeyinde nehirlerce oluşturulmuş derin vadilere verilen addır. Başka bir ifade ile, Kanyon; güçlü ırmakların kireçli olmayan bölgelerde kazdıkları derin vadileri belirtir.Kanyonların kenarları çok sarp boğazlar biçiminde ortaya çıkar.Kayaların kenarları aşındırmaya karşı gösterdikleri dirence bağlı olarak çeşitli şekiller alır.Bunlar çıkıntılı bölümler, basamaklar ve düz etekler şeklindedir. Kanyonların dibinde alüvyonlu ve kumlu çökelti bulunmamaktadır. Çünkü çok dar olan su yatağında seller tarafından süpürülürler. Ülkemizdeki kanyonların en ünlüsü hepimizin bildiği Saklıkent kanyonudur. Fethiye civarında bulunan Saklıkent kanyonu kenarları yüksek derin bir vadi... Devam.....
Rüya Görmek İçin Uyumalısınız
Rüya Görmek İçin Uyumalısınız Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip hallere rüya diyoruz.Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim adamları çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat rüyayı kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Ancak şu kadarını bilmemizde fayda vardır ki rüya, büyük ve soyut bir dünyadır. "Niçin küçülüyor eşya uzakta?Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?Sonum varmış, onu öğrensem asıl? Peki ya hayal? İnsanın en kolay yapabildiği ve en çok kurduğu bilinç altı düşüncedir. Rüya görmek için uyumalısınız. Hayal kurmak için uyanık olmalısınız? Hayalle rüya arasında soyut bir benzerlik vardır. Hayal... Devam.....
Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu?
 Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu? “Öksüzlükten Doğan Yalnızlık” Başlıklı yazımızda şunu yazmıştık. “Yalan kusurları gizlemenin merhamet ve iyilik kılığına girmiş. Kırk yıl aynı vaazı veren adamların yalanlarını dinliyoruz. Derde derman yok. Ozanın dediği gibi”ağam buradan gidelim, bu yerler viran oldu”. Yalan iktidar olunca hakikat susturulur. Hakikat öksüzdür. Galipler mağlupların hikâyesini yazar. Yalan yine egemendir. İdrakin ve anlayışın yok edildiği bir toplumda sloganlar süslü yalanlardır. Hakikat yalanın puslu havasında görünmez olmuştur. Menfaatlerin onurun yerini aldığı bir yalan dünyasındayız.” Her yıl olduğu gibi bu yılda memleketime geldim. Herkesin kaçmak istediği ve gidenlerin bir daha dönmek istemediği (ç)ağlayancerit’e. Belki haklı oldukları çok şeyler vardır. O kadar çok şeyler var ki saymakla bitmez.... Devam.....
Çcerit cevizciliğinin önemi
ÇAĞLAYANCERİT CEVİZCİLİĞİNİN ÖNEMİ (GOZ) Kahramanmaraş ili dünya üzerindeki konumu bakımından 270C 11’- 380C 36’ kuzey enlemleri ile,360C, 15’- 370C 42’ boylamları arasında yer almaktadır. K.Maraş, Akdeniz Bölgesinin doğusunda yer alarak Doğu  Anadolu, İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’nun kesiştiği yerde ve Akdeniz ile karasal iklim arasında geçit konumunda bulunmaktadır. Bölge iklim yapısı ve verimli toprakları nedeniyle özellikle ılıman iklim meyve türleri olmak üzere bir çok meyve türünün yetiştiriciliği açısından oldukça önemli bir konuma sahiptir. Anadolu birçok meyve türünde olduğu gibi cevizin de anavatan bölgeleri arasında yer almaktadır. Türkiye,  4.5 milyon civarında bir  ceviz ağacı varlığına sahip olup ceviz üretimi bakımından 115.000 ton ile Çin... Devam.....
Tek Başına Orman
     TEK BAŞINA ORMAN        Çağlayancerit adeta saklı bir cennet Gezdikçe birçok harika güzellikleri keşfediyorsunuz. Yöresel adıyla Kamalak genel adıyla sedir ağacı dağlarımızda yetişen istisna ağaçlardan biridir. Bulunduğu ortama girdiğinizde o muhteşem heybeti ve ciğerlerinizin bayram ettiği o reçine kokusuyla büyülenmemek elde değil. Öksüzdağı yarı belinde Teslimeler sarı oğlanlar yurdunda bulunan yukarıda resmini gördüğünüz kamalak adeta tek başına bir orman. Öylesine heybetli bir büyüklüğe sahip ki etkilenmemek elde değil. Bu ulu ve yaşlı ağacı sahiplenip bu günlere gelmesini sağlayan insanlarımıza müteşekkiriz. Bu insanlar bu ormanları sahiplenip korumuşlar ve bunun ödülü olarak bu ağaçtan evin merteğini, döşemesini, bacasını, balkonunu, hayvan yemleme teknesini, boyunduruğunu, odununu ve... Devam.....
M.ZİNCİRKIRAN KİMDİR
                 {mosimage}Mustafa zincirkıran kimdir? 10 Şubat 1956 yılında Adana’nın Ceyhan ilçesine bağlı yeşil bahçe köyünde fakir bir ailenin son çocuğu olarak dünyaya gelmişim. Okuma yazma bilmeyen ama yetiştiği aile çevresinin etkisiyle çok pratik hesaplar yapabilen, meşhur halk hikaye ve şiirlerden dinlediklerinin büyük bir kısmını son yaşlarında bile ezberinde tutan, bir anne ile okula gidememenin ezikliğini hiç üzerinden atamayan ve bu sebeple de okula giden arkadaşlarından öğrenebildiği kadar okuma yazma bilen bir babanın terbiyesiyle büyüdüm. İlkokulu köyde, bir yıl aradan sonra başlayarak ortaokulu Ceyhan’da, liseyi de Adana Yapı sanat okulunda okuyarak bitirdim. Konya Selçuk Eğitim Enstitüsü fen bölümünden 1980 yılında mezun oldum. 12 Eylül ihtilalından sonra iki yıl tayin bekleyip... Devam.....
Tuz koktu zorkun deresi koksa ne olur
     Tuz Koktu, Zorkun Deresi Koksa Ne Olur       Çağlayancerit daha köyken,  Zorkun deresi bu günkü halinden fiziki olarak daha doğaldı. Dağlardan gelen sel suları tabi bir mecra oluşturmuştu. Eskiden insanlar bu tabi olaylara fazlaca müdahale edemiyorlardı. Bu gün olduğu gibi derenin iki kenarına taş duvar yapamamışlardı. Ama derenin kenarına bir sürü ev yapmışlardı. Bu evler o kadar dere kenarına yakın ki; evlerin duvarı derenin bir kenarı gibidir. Tabi bu derenin kenarına yerleşmenin en önemli sebebi, dere kenarında bulunan Büyük Pınar olsa gerektir. Bu pınarın hemen üstünde Pınarbaşı Cami inşa edilmiş. İkiyüz metre aşağısında ise Hafız Ahmet Camii vardır. İnsanların abdest ihtiyaçları içinse bu dereye akan umumi helalar  yapılmış. Bu helalardan akan pislikler direk dere yatağına verilmiş. Eskiden bu derenin suyu hiç kesilmezken pisliklerin... Devam.....
Ç.CERİT HATIRALARI 1.
            Çağlayancerit hatıraları (1)       Bolu’nun Mengen ilçesinde lisede müdür yardımcısı olarak görev yapıyorum. Yıl 1987 ve bakanlık rotasyon uygulama kararı almış olduğundan ben de aynı konumda olan diğer arkadaşlar gibi içlerinde Kahramanmaraş’ın da olduğu üç il tercih ettim.        O yıllarda branş öğretmenlerinin ataması bakanlık tarafından ve nokta tayin olarak yapılıyor. Rotasyoncu öğretmenler olarak birkaç kişiyiz ve tayin sonucunda nereye düşeceğimizi merakla bekliyoruz. Okulumuzdaki fransızca öğretmenimizin bakanlıkta tanıdığı varmış ve el altından benim tayin yerimi öğrenince hemen gelip söyledi. Yeni görev yerim Kahramanmaraş merkez Çağlayancerit ortaokulu. Merkeze tayin oldum müjdesini veren hoca hanıma baklava hediye ettim. Çünkü bir hayır sahibi... Devam.....
Ç.CERİT HATIRALARI 2.
        Çağlayancerit Hatıraları (2)          İlk defa geldiğim Maraş’ta, Şeyhadil caddesindeki şimdiki platin sitelerinin yerinde olan Kıbrıs garajını buldum ve bindiğimiz meşhur Motur Hasan’ın kullandığı 50NC köy aracıyla yolculuğa başladık.          Pazarcığa vardığımızda, geliyoruz diyen şoförlerin durumunu bilen yolcular durumu biliyorlarmış ki aşağıya indiler ve yarım saatlik mecburi moladan sonra yola devam ettik. Gölbaşı’na varmadan stabilize yolumuza dönerek koyu sohbetin yapıldığı yolculuğumuza devam ediyorken karşılaştığımız her köyün Çağlayancerit mi olduğunu soruyor ve daha gelmediğimizi öğreniyorum. Daha sonraki yıllarda görev yapan Balıkesirli öğretmen Veysel Bey vardı. Garibimin kararnamesinde Çağlayancerit merkez Fatih İlköğretim Okulu yazdığı için o da... Devam.....
Ç.CERİT HATIRALARI 3
     Çağlayancerithatıraları  (3)      Çağlayancerit ortaokulunda öğretmenim. Küçük yerlerde öğretmen ve idareci sayısı az olunca arkadaşlık ve dostluklar hem iyi hem de kalıcı oluyor. Bu sebeple hâlâ o günlerde birlikte görev yaptığımız arkadaşlarla görüşmeye devam ediyoruz. Ortaokul sabahçı olarak, Fatih ilköğretim okulu da öğleci olarak altı derslikli binayı ortak olarak kullanıyoruz. Öğlen dersler bitince koşarcasına eve yetişiyor ve acil bir işimiz yok ise yemekten sonra tekrar o hızla okula geliyoruz. Çay var, sohbet var, tenis masası, uygun hava şartlarında voleybol sahası da devrede… İş yoğunluğu var ise de idarecilere yardımcı oluyoruz. Günler böyle geçip gidiyor. Öğrenci sayısı fazla olmayan okullarda her branştan öğretmen olmadığı için öncelik kendi okuldaki farklı... Devam.....
ANASAYFA arrow YAZARLAR arrow M. Zincirkıran arrow Ç.CERİT HATIRALARI 3
Ç.CERİT HATIRALARI 3
     Çağlayancerithatıraları  (3)
     Çağlayancerit ortaokulunda öğretmenim. Küçük yerlerde öğretmen ve idareci sayısı az olunca arkadaşlık ve dostluklar hem iyi hem de kalıcı oluyor.
Bu sebeple hâlâ o günlerde birlikte görev yaptığımız arkadaşlarla görüşmeye devam ediyoruz. Ortaokul sabahçı olarak, Fatih ilköğretim okulu da öğleci olarak altı derslikli binayı ortak olarak kullanıyoruz. Öğlen dersler bitince koşarcasına eve yetişiyor ve acil bir işimiz yok ise yemekten sonra tekrar o hızla okula geliyoruz. Çay var, sohbet var, tenis masası, uygun hava şartlarında voleybol sahası da devrede… İş yoğunluğu var ise de idarecilere yardımcı oluyoruz. Günler böyle geçip gidiyor.
Öğrenci sayısı fazla olmayan okullarda her branştan öğretmen olmadığı için öncelik kendi okuldaki farklı branşlardaki diğer öğretmenlerden uygun olan ve verimli olacağı düşünülenlere öğretmeni olmayan dersler veriliyor. Bana da resim dersleri verilmişti. Havanın güzel olduğu bir haftanın resim dersinde öğrencileri dışarı çıkarıp okulun giriş kısmından resmini yapmalarını söylemiştim. Resmi yapmalarına mümkün olduğunca rehberlik yapmaya çalışıyor, bitirenlerin de nasıl yaptıkları ile ilgili olarak değerlendirmesini yapıyordum. Bir öğrenci okulun tabelasındaki Millî Eğitim Bakanlığı yazısını konuştuğu gibi yazmıştı. Milli Yetim Bakanlığı diye… Tabi o yazıyı öğrencime düzelttirdim ama hatırlayınca hep gülümserim.

Fen bilgisi dersinde yeryüzünün şeklinin değişmesine etki eden faktörler, İlçenin deniz seviyesinden yüksekliği, açık hava basıncı gibi konular işlenirken sınıfa zamanla sorular yöneltiyorum. Mesela bir gün denizi gören var mı diye sorunca sınıfta çoğunluk evet anlamında parmak kaldırıldı. Sonradan öğrendim ki öğrencilerimiz aileleriyle birlikte geçici mevsimlik tarım işçisi olarak Adana’nın Karataş ilçesine gidiyorlarmış. Tabii daha o zaman ilçenin şartlarını tam olarak öğrenemediğim için bu duruma çok üzülmüştüm. Bir öğretim yılı tamamlanınca her şey ortaya çıktı. Öğrencilerimiz 23 Nisan bayramından sonra ve ilk açıldığında da Kasım ayına kadar okula devam edemiyorlardı.

Bir yıl sonra ilçe teşkilatlarıyla birlikte ilçe Millî Eğitim Müdürlüğü de kurulmuştu. Dairede görevlendirilince ilçeden işçi temin ederek il dışına işçi götüren elcilerle Kaymakamlıkta bir toplantı düzenlenmişti. Yapılan bu toplantıda okulun açık olduğu zamanlarda öğrencilerin götürülmemesi yönünde karar alınmıştı ama maalesef elciler tarafından yerine getirilmedi. O zaman sürekli devamsızlık yapan öğrenci velisine uygulanan para cezası da çok az idi. Güzün çalışmadan okula gelen öğrenciler, gerçekten solgun ve bazıları da sıtma hastalığına yakalanmış oluyordu. Şimdi yaşıyor mu bilmiyorum sağlık ocağında sıtma görevlisi bir Tevfik emmi vardı ki bu çocuklara tedavi uyguluyordu.

Sonraki yıllarda ise vatandaşlarımıza Sümer holdinge ait halıcılık kursu açılması için girişimlerimiz kurs için uygun mekân bulunamadığı için sonuç vermedi. Ama bir halk eğitim merkezi açılması için yapılan görüşme ve yazışmalar geç de olsa olumlu sonuç verdi ve biz ayrıldıktan sonra açıldı. Gayretli bir merkez müdürleri olan Hilmi Bey ve Hacı Salman Bey’in çalışmalarıyla halıcılık kursu ilçemizde yaygınlaştığını, böylelikle de bir kısım ailelerin dokudukları halının işçilik geliriyle yetinerek geçici işçi olarak il dışına gitmekten vazgeçtiklerini öğrenince mutlu olduk tabii.

Çağlayancerit’te Ramazan ayında teravih namazlarının ayrı bir yeri vardır. O zaman her camide sadece imam görev yapıyor ama müezzin bulunmuyor idi. Bu görevi cemaatten sesi gür-güzel ve medeni cesareti fazla olan büyükler yerine getiriyorlardı. Diğer camilere gidilse de daha çok yakın olan garaj camiine fazla gidiyorduk. Bu caminin gönüllü müezzinleri yanlış hatırlamıyorsam; Tatar Durmuş Emmi, Sıtmacı Tevfik Emmi, Semerci Mustafa Abi(yaşıyorlarsa Allah sağlık versin) gibi isimlerdi. Rekât aralarında salâvat ve övmeler topluca okunur ama onbeşinden sonraki teravihlerin sonundaki veda kasideleri hâlâ hafızamdadır. Şu an nasıl bilemiyorum tabii…

Öğretmen ve idarecilik hayatımda baba ve anne adları birbirine uyumlu iki öğrenci tanıdım. Bir çiftin adları Nuri ve Nuriye, diğeri de Ali ve Aliye idi(yaşıyorlarsa Allah sağlık versin). Yine öğrencilerden doğum tarihi 01.01.(yani yılın ilk günü) olan da az rastlanıyordu. Ama Çağlayancerit’te bu şekilde doğum tarihi olan öğrenci sayısı hayli fazlaydı. Sebebini sevgili vatandaşlarımız ve eski öğretmenlerden öğrendim. Çağlayancerit maşallah kalabalık olduğu halde ilçe olmadığı için de nüfus idaresi olmadığı için merkezden belli dönemlerde nüfus memurları gelip yeni doğan ve nüfusa kayıtlı olmayan çocukların kayıtlarını yapıyorlarmış. Ya çocukların doğum tarihleri aileler tarafında tam olarak beyan edilemiyor ya da memurlar için daha kolay olduğundan çocukların doğum tarihleri 01.01 şeklinde yazılıyormuş. Tabii benim bu durumu yazmamdaki amacımın olayı mizah konusu yapmak olmadığını Çağlayanceritli hemşerilerim bilirler. Merkezde görev yaparken de Bertiz köylerinden olan öğrencilerin kayıtlarında da buna benzer üzüntüleri yaşamıştım. O da vatandaşlarımıza verilen soyadları idi. Sonradan bazı ailelerin değiştirdiği soyadlarından bazıları Dilki, Çamçakalı Kıraççakalı, Davşan, Camus, Karamal gibi pek de hoş olmayan soyadları idi. Yani bu soyadlarını yazan görevliler bu soyadlarını kendileri alırlar mı diye insanın sorası geliyor. Belki bu vatandaşlarımızın büyüklerinin lakapları böyle idi ama kaç kişi lakabını kendisi belirlemiş ve yine kaç kişi kendi lakabını beğeniyor? Dinimizde de kişilere lakap takılması hoş karşılanmamıştır. İşin bir de bu boyutuyla değerlendirmek gereklidir diye düşünüyorum.

Şimdi Çağlayanceride gittiğimizde bazı dairelerin bir arada olduğu bir Kaymakamlık binası, ilçenin millî Bayramlarının yapıldığı alanda inşa edilen ilçe Millî Eğitim ve öğretmenevi binası, Tek katlı olan ama şimdi üç katlı olan Fatih ilköğretim okulu, az sayıda evlerin bulunduğu alanda yapılmış Çok Programlı Lise ve çevresinde yapılaşan koca bir mahalle, Eskiden her memurun çizme giymesini zorunlu kılan çamurlu yolların yerine kilit parke taşı döşenmiş ana caddesi, yine o zaman az sayıdaki beton evlerin yanında çok katlı binalar ve sıra sıra dükkânları, yetersiz bir sağlık ocağı var iken yeni bir devlet hastanesi, iki tane Yatılı ilköğretim bölge okulu ve bir tane de müstakil anaokulu, okulları ziyaretlerimizde bazı idareci ve öğretmenlerin öğrencilerimizden olduğunu görmek bir Ceritseven olarak bize ziyadesiyle mutluluk ve gurur veriyor.

Bize göre Çağlayancerit için en acil ihtiyaç olan ve yapılması gereken çalışmalar;

• Merkez ve bağlı mahalle ve köylerindeki ceviz ağaçları kütük olarak değil de sandık, camekan, rahle, sehpa, masa, sandalye, koltuk iskeleti gibi işlenmiş ürün olarak,
• Yine ceviz meyvesinin kabuklu ya da iç olarak değil de ezme, sucuk v.d. ürünler daha da geliştirilerek,
• Kavak ağaçlarının da çeşitli turistik ve ev eşyası olarak işlenmiş ürün olarak,
• Hayvancılıktan elde edilen yün-kıl, süt, et gibi ürünleri bir firma ya da kooperatif marifetiyle süt ve süt ürünleri üretimi yapıldıktan sonra yine ürün olarak,
• Küçükcerit köyündeki Aksu’nun gözü veya Değirmenin gözü gibi tabi su kaynakları da eğer ilçede su sıkıntısı oluşturmuyor ve su miktarı ekonomik yeterliğe sahip ise şişeleme tesisi de geliştirilerek pazarlanması için girişimler yapılmalıdır. Böylelikle ilçe şartlarında imkânlar ölçüsünde vatandaşlarımız için bir istihdam sağlanmış olunacaktır.

Şu an devam eden halıcılık mesleğini benimsemiş olan ve el emeği göz nuru harcayan kızlarımız ve ablalarımıza yönelik olarak, dışarıya sadece işçilik yerine bir kooperatif veya firma tarafından bir işletme kurularak emeklerinin karşılığını tam olarak alabilecekleri şekilde şartlar iyileştirilip bu mesleğin daha yaygın hale getirilmesi için girişimler yapılması gerekmektedir diye düşünüyorum.
Lisenin atölyelerinin kız öğrencilerin barınacağı pansiyona dönüştürülmesinde öncülük yapan şu an Düzce ilinde görevli o günün kaymakamı Sayın Volkan Barış Göçmez Bey’in de unutulmaması gerekir.
Sürçü lisan eyledikse af ola. Gönül dolusu selamlar
 
Mustafa ZİNCİRKIRAN
Kommentare (0) >>
Kommentar schreiben

Sie müssen angemeldet sein, um einen Kommentar abzugeben. Bitte registrieren, wenn Sie noch kein Konto haben.


busy
 
< Önceki   Sonraki >