bayrak taşıyanlar

Aşık Ali Aksu tvde

Aksu tv deyim

Üye girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

VİDEO LİNKLERİ

Aşık Ali Seçme Şiirleri

ÖZLÜ SÖZLER

HAYATIN TEMELİ İKİ YOLDAN İBARETTİR BİRİ GELİŞ DİĞERİ GİDİŞ.

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

sayyaç

İLKOKUL YILLARIM

İLKOKUL YILLARIM:
          Yoksullukların beraberinde getirdiği huzursuzluklarla geçen çocukluk yıllarımı birazcık hatırlıyorum. Köyümüz Türkiye’nin en büyük köylerinden biriydi. Fakir bir aile olarak, mezarlık yakınlarında odası olmayan ahşap iki katlı kırk beş metre kare bir evimiz vardı. Alt katta sığırlarımız yatar üst katta on baş horanta bir arada yaşadık. On yaşıma girmiştim 1956 yılında Keziban Hatun Camii’nin yanındaki Molla Yusuf’a ait iki katlı ahşap evin bir odasında okula başladım. Evimizin ayrı bir odası yoktu. Bir kara kalem bir defter bir de silgim olurdu. Defterin yazılan sayfalarını siler günlük derslerimi yazarak okul sonuna kadar idare ederdim. Kitap konusunda arkadaşlarımdan faydalanırdım.
        Özel bir ayakkabım yoktu. Ben çorabın ne olduğunu bilmedim. Ayakkabım kara lastik ya da babamın sığır derisinden yaptığı ham çarık olurdu. Sabah öğle iki öğün okula giderdim. Ben gilgil darı ekmeği yiyerek büyüdüm. Çok zaman kahvaltısız okula gittim. Eğer akşam yemeğimizden birkaç lokma kalmışsa sabahleyin onu atıştırıp okula giderdim. Giderken bir parça odun götürürdüm. Odunsuz gidildiğinde okulun kapısından geri gönderilirdim. 68 kişi erkek öğrenci bir sınıfta ders görürdük. O tarihlerde kız çocukları okula gönderilmezdi. Köyde örümcek kafalı insanlar çoktu. Kız çocuklarının okutulmasının günah olduğunu söylerlerdi.
        1955/1956 yıllarında Amerika köy halkına yuvarlak teneke kutularında süt tozu dağıtırdı. Üzerinde Amerika birleşik devletleri tarafından “Türk kardeşlerimize hediyemiz” yazıyordu. O günler bol süt içerdik. Pek süte de benzemiyordu. Daha sonra okullara da verdiler. Evde su bardağı yoktu herkes okula birer tane çay bardağı götürürdük günde üç beş bardak süt içerdik. Bir müddet sonra öğretmenimiz sütü yasakladı. Köyde elektrik yoktu. Geceleri gazyağı lambası, kara lastik veya çam ışığı ile evimizi aydınlatırdık. Evimizde su yoktu. Tüm köylü suyu Keziban Hatun Camisinin önündeki Büyük Pınar’dan içerlerdi. Bakraçlarla herkes evine su taşırdı. 
         Köyümüzün bir tek pınarı vardı. Evlerde suyun olmadığı gibi okulumuzda da su yoktu. Teneffüse çıktığımızda su içmek için okula yakın evlere koşardık. Evlerde su olmadığı zaman okula 300 metre uzaktaki pınara koşarak gider suyumuzu içer nefes nefese okula dönerdik. Derse geç kaldığımızda vay başımıza gelenler. Öğretmenimiz yarım saat sınıfın bir köşesinde tek ayaküstü dineldirdi. Kışın soğuğunda döşümüzü açtırarak yirmi
Dakika buz gibi karın üzerinde yatırırdı. Ben bunları hep yaşadım. Ve böyle ilkokul okudum. Bu yazıyı neden yazdınız derseniz yedi Mart 2013 günü İstiklal Mahallesi merkez ilkokuluna bir öğretmen arkadaşımı ziyaret için gidiyordum.  

Okulun bahçesindeki çeşmelerden su içen bir kaç öğrenci gördüm. Aynı okulda okuduğum öğrencilik yıllarım aklıma geldi. Vay be dedim. “Bizim zamanımıza bak şimdiki zamana bak.” dedim ve duygulandım. Görüyorum ki şimdi okullar pırıl, pırıl, öğrencilerin odun götürme sıkıntıları yok, elbise ayakkabı ve kahvaltı sıkıntıları yok. Komşu evlere veya pınara koşup su içme sıkıntıları yok. Okulda soba yakma sıkıntıları hiç yok. Her şeyleri dört dörtlük bizler çıra ışığında ders çalışırken şimdi okul da ev de her yer de elektrikler ışıl, ışıl yanmaktadır. Okulun lavabolarında sabunlar hazır.
         Ellerin yıkanıp kurulanması için peçeteler hazır. Bırakın lavabolara sabun koymayı anamız evimizde çamaşır yıkamaya sabun bulamazdı. Çamaşırı meşe külü ile yıkardı. Tüm aileler böyleydi. Şimdiki öğrenciler çok şanslılar. Ayrıca şimdiki öğrencilerimizde okuma hevesi çok her öğrenci okuma azmiyle yaşıyor. Helede belediye olduktan sonra sonra herkes okumaya yöneldi. En fakir aile de olsa çocuğum okusun bir yerlere gelebilsin diye çabalıyor. Bizim zamanımızda böyle değildi.
Çocuk okumak istese aile karşı çıkardı. Aile okutsa çocuk okumazdı. O günkü ailenin tek düşüncesi çocuğu iki keçisi ile bir ineğine çoban olsun yeter. Okuyup da ne olacak derlerdi. 
Kommentare (0) >>
Kommentar schreiben

Sie müssen angemeldet sein, um einen Kommentar abzugeben. Bitte registrieren, wenn Sie noch kein Konto haben.


busy
 
< Önceki   Sonraki >