6.ceviz festivali dinleyin

Tanıtıyoruz

ÖZLÜ SÖZLER

"HAFTA SONU PAZAR ÖMRÜN SONU MEZAR ZENGİN OLSAN NE YAZAR MEZARINI EL KAZAR"

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

sayaç.Belgesel

Aksu televizyonundayım

AKSU TELEVİZYONUNDAYIM
MAKALELER (2)
 
            MAKALELER
        ----------------------
            BİZİM RADYO:
1959 yılında “Bizim radyo” diye bir radyo yayını vardı. Nerden yayın yaptığı bilinmiyordu. Akşamları saat 20.30’da sabahları 08’de günlük yarım saat haber verirdi. Bu radyo Türkiye’nin hakkında ve zamanın hükümeti rahmetli Adnan Menderes’in hakkında dedikodular yapıp hükümete karşı tehditler savururdu. “Şu kadar ömrünüz kaldı yakında biteceksiniz.” gibi sözler ederdi. Sonunda bizim radyonun dedikleri olmuştu. Çok sürmedi ihtilal oldu. Adnan Menderes’i ve üç arkadaşıyla birlikte on yedi Eylül 1961 tarihinde idam ettiler.
            ---------------------------------------------------
         BAŞIBOŞLUK:
         Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki herkes yaptığı işten bıkmış usanmış. Neme lazımcılıklar başın almış gidiyor. Medyaya bakıyoruz liderler arasında kaset skandallarıyla çalkalanıyor. Bu devirde herkes bir birine tuzak kuruyor.
Havada kar yok. Yağmur yok. Günde üç beş defa elektrikler kesiliyor. Herkesin evinde elektronik cihazları var. Elektriğin gelip gitmesiyle bazı cihazlar bozuluyor. Esnaf bilgisayarında alacak verecek işlemi yapıyor. Aniden elektrik gidiyor tüm işlemleri alt üst oluyor. Alo’ya sarılıp elektrik işletmesinden bir yetkiliyi arıyorsun elektriklerimiz neden kesildi sorusuna yetkiliden elektrikler ufak bir arıza için kesildi. Şimdi gelir diyor. Ya kardeşim bilmiyorsanız hatırlatalım.
 İlçe belediye de bir anons cihazı var. Elektriği kesmeden iki dakika önce vatandaşa duyuru yapılamaz mı? Herkes tedbirin alamaz mı? Bu konuda tüm esnaf, vatandaş, rahatsız bakıyoruz bir elektrik ustası bir inşaata elektrik verecek kimsenin haberi olmadığı gibi böyle bir yetkisi de yok. Gidip trafodan şalteri indiriyor. Bu başıboşluklar neden yaşanıyor? Lütfen herkes vazifesini bilsin.
            ----------------------------------------------------       
            EVGOZU PINARI:
Evgozu ilçenin kıblesine düşer. Öksüz dağı eteklerindedir. Evgozu ismini pınarın başında bulunan ceviz ağacından almıştır. Suyu kışın ılık buğulanarak akar, yaz gelince buz gibidir. Pınarın çok yakınında Hacı Yusufların, Mühürdar Ali ve Kel Hafızın, evleri vardır. Dört yüz metre yukarısında fakılar oymağında deşir su kaynağı, üç yüz metre aşağısında Çete’nin pınarı vardır. Evgozu pınarı yıllar önce çağlayarak akardı. 1965 yıllarında üç bel kalınlığında suyu vardı. Önünde üç tane su arkı, Arkın üçü de sularla dolar taşardı.
Bu pınardan fakılar, Mucuklar, Solaklar ve Kel Osmanlar, Hafızlar oymakları ve Bozaliler, Hıltlar, Yelolar Göymıstıklar da faydalanırdı. Binlerce dönüm arazi sulanırdı. Bahar aylarında herkes arazisinin başına göçer, güz ayları gelinceye kadar
Evgozu çevresinde ikamet ederlerdi. Arazilerini sularlar içme suyu olarak kullanırlardı. 1959 yılında Maraş’tan iki mühendis geldi. Hem suyu tahlil ettiler hem pınarın başında bulunan ceviz ağacının yaşın ölçtüler. Suyun gayet temiz olduğu, ağacın yüz iki yıllık olduğunu söylediler. Hasat zamanı geldiğinde ceviz çırpılır yirmi otuz bin arası cevizi gelirdi. Ceviz ağacı 2011 yılında Mucukların mirasçıları tarafından kesilerek odun edildi. Zamanın muhtarı Ali Onaran bu pınardan köye içme suyu götürecekti arazi sahipleri karşı çıktı suyu vermediler. Eski belediye başkanı Sayın
Hasan Kekil tarafından arazilerin içinden evgozuna yol yaptırıldı. Pınara varmasa da yol otuz metre yakınından geçer. Yolun devamı değirmen gözüne kadar gider. Ramazan aylarında köylü iftarlık suyunu bidonlarla buradan götürürler.
Bu suyu ne kadar içerseniz için mideye şişkinlik yapmaz.1997/1998 /2013 ve 2016 yıllarında Evgozu’nun suyu tamamen kurudu. Bir parmak kalınlığında su kaldı. Oymaklar susuz kaldılar. Arazilerini sulayamadılar.
--------------------------------------------------
           HAZİRAN SEÇİMLERİ:
7 Haziran 2015 tarihinde Türkiye’de bir hükümet seçimi yapıldı. Kimse tek başına iktidara gelemedi. Milletimiz Ak Parti’ye de bir ders vermiş oldu. Aslında öteden beri üç partinin tek hedefleri Ak Parti’yi yıkmaktı. Üçünün oyu hükümet kurmaya yeterliydi. Üç’ü bir araya gelip de hükümeti kuramadılar. Mhp Genel Başkanı Sayın Bahçeli oylar sayılmaya başladı, neticeler belli olmadan her şeye hayır demeye başladı. Ak Parti’ye ve diğerlerine tüm kapıları kapattı. Gayesi Ak Parti’yi Hdp’ ye muhtaç edip millete bakın işte
Ak Parti Pkk yanlısı partiyle bir araya geldi diyeceklerdi olmadı. Millet oynanan oyunları çok iyi görüyordu. Ak Parti genel başkanı Sayın Ahmet Davutoğlu Chp, Mhp Genel başkanlarıyla ikişer defa görüştü. Koalisyon hükümeti kuramadılar. Davutoğlu her üç partiden geçici hükümet için üç’er milletvekili istedi. Vermediler.
Mhp den Sayın Tuğrul Türkeş katıldı onu da partisinden ihraç ettiler. Hdp’ den iki milletvekili katılmıştı iki gün sonra istifa edip onlar da ayrıldı.
Bir muhalif milletvekili çıkıp Ak Parti’nin milletvekillerine isyan edin çağrısı yaptı. Sayın vekil isyan etseler senin eline ne geçecek bu memleket hepimizin hepimiz aynı gemideyiz bu gemi su alırsa sizler de batarsınız. Ey! Milletvekilleri Türkiye ateş çemberi içerisinde zaman ayrımcılık, bölücülük zamanı değil hükümetiyle muhalefetiyle birlik beraberlik zamanıdır.
Muhalefet liderlerinin Sayın Cumhurbaşkanımıza ve ailesine etmediği hakaret kalmadı. Tayyip düşmanlığı bitmedi. Fransa’da bir terör olayı yaşandı yüz otuz kişi hayatını kaybetti. Fransa basınıyla muhalefetiyle milletiyle birlik olup el ele verdiler. Cumhurbaşkanlarına destek oldular Ben anlamıyorum bizdekilere ne oluyor. Neyi bölüşemiyorlar. Türkiye’de hükümet birçok yatırımların yapıldığını söylüyor. Muhalefet yatırımların derhal durmasını istiyordu. Yahu Allah’tan korkun be yapılan Türkiye’ye yapılıyor Ak Parti’ye yapılmıyor bu mu sizin muhalefetliğiniz. Oynanan oyunlarda İsrail’in ve birçok dış güçlerin parmağının olduğu söylenmektedir.
İsrail’in bir milletvekili bu hükümetin düşmesi için elimizden geleni yapacağız diyor. Hükümeti yıkamadılar şimdi de ırak hükümeti dağdaki Pkk’ya maaş ödüyor. Güle, güle ödeyin. Gün gelecek maşını ödediğin Pkk seni vuracak. Ey! İsrail devletinin bazı Türk düşmanı gerekmez milletvekilleri. Türkiye sizin gibi çapulculara yem olacak kadar küçük bir ülke değil. Siz avucunuzu yalayın. Türk milleti uyumuyor. Eski çamlar bardak oldu. Bizde Kürt’ lük Türk’ lük olayı yok. Bin yıldır Türk’üyle Kürt’üyle Laz’ıyla Çerkez’iyle Ermeni’siyle beraber yaşadığımız tüm bu insanlarla yine birlik beraberlik içerisindeyiz. Kimsenin şüphesi olmasın gün gelecek Pkk’ yıda başımızdan def edeceğiz.
Bizimle kimse uğraşmasın bizi sınamaya kalkmasın. Herkes kendi işine baksın. Sayın Kılıçtaroğlu çıkmış hükümeti suçluyor. Rusya’yı çok seviyorsan git orada yaşa.
Allah aşkına bu mu sizin muhalefetliğiniz. Suriye’de Türkmenler öldürülüyor Sizlerden çıt yok. 2012 de Suriye bizim uçağımızı düşürdüğünde Kılıçdaroğlu başka konuşuyordu şimdi başka konuşuyor, ayıp yahu!  Geçenlerde birkaç Suriyeli Çağlayancerit’e gelmiş iş arıyorlardı. Türkçe bilen biriyle epey sohbet ettim. Söylediği ilk sözü şu oldu. “Esat bizi yurdumuzdan etmeseydi de keşke ellerimizi kesseydi.” diyordu. Malımız, mülkümüz, gitti evlerimiz yıkıldı ailelerimiz dağıldı kimi öldü kimi kaçtı diyordu. Bana “dostum aman ha! Siz birbirinize sahip olun bölünmeyin.” diye böyle nasihatler eyledi.
---------------------------------------------------
           
           KARABELEN:
Zamanla adından sık, sık bahsedilen Karabelen Kızandere’nin hemen kuzey bitişiğinde. Karabelen’in kuzeyinde ise ilk tarihlerde Çağlayancerit’in kurulduğu yer olarak söylenen Pamuklu vardır. Zamanla Pamuklu da Heçbariler lakaplı iki kardeşin evleri, tarlaları, bağları ve bahçeleri vardı. 1966 1967 yıllarında köylüler bu tepede hazine aradılar. Ancak hazine yerine küpler dolusu beyaz kül ve kara nohut’a benzer maddeler, tunçtan kadın erkek heykelleri bazı paralar bulunmuştur.                                  
            ----------------------------------------------
            KIZANDERE GÖLETİ:
1996 yılında Gölet’in temeli atıldı. Her nedense bir müddet sonra çalışmalar durduruldu. Kızandere de vatandaşın ekip biçtiği tarlası bağı bahçesi geçtiğimiz yıllarda istimlâk edildi. 2008 yılında tekrar gölette çalışmalar başladı. 2014 yılında su tutulmaya başlandı. Ne yazık ki 2015 yılının dokuz Ağustos 2015 tarihinde ilk kurbanının aldı. Serinlemek için birkaç arkadaşıyla gölete giren eco lakaplı Mehmet Ataş hayatının baharı yirmi yedi yaşında boğularak can verdi.
Kızandere ilçenin bir kilometre kuzeyindedir. Engizek’ten gelen Zorkun çayı Kızandere’yi ikiye böler. Derenin iki yamacı buğday tarlaları, ceviz ağaçları, meyve ve sebze bahçeleriyle süslenir. Buradaki tüm arazi zorkun deresinin suyu ile sulanır. Kızandere’nin kuzey yamacında iki patika yol var. Biri Engizeğ’e diğeri Biçmoluğa ve diğer obalara gider. Bir zamanlar bu iki yolun kavşağında bir kazan altın bulunduğu söylendi. Kazanın alındığı kuyu açık bırakılmış ancak daha sonra toprakla doldurulmuştur. Altının kimler tarafından bulunduğu bilinmemektedir. Çağlayancerit ilçesinin önünde bulunan birçok arazi Keziban Hatun camisinin önündeki tarihi büyük pınarın suyu ile sulanır.
Köy halkı bu pınarı içme suyu olarak da kullandı. Pınar kışın sıcak yazın soğuk akar. 2007/2008 yıllarında küresel ısınmadan payına düşeni yeterince almıştı. Pınar tamamen kurumuştu. Çağlayancerit belediyesi 2009 yılında suları çoğaltamaz mıyız ümidi ile pınarda çalışmalar başlattı, çalışmalar aylarca devam etti. Sular yeniden çoğaldı. Kızandere göletinin suyu İlçenin birçok arazisi Akdere ve Yalangoz arazileri bu göletten faydalanacak. Boş arazilerle dolu olan yalağa bölgesi bayırın arası denilen yerlerdeki araziler Kızandere göleti tamamlandığında bu araziler suya kavuşacak.
           ---------------------------------------------------
            KÖYÜN KAYASI
Çağlayancerit ilçesinin kuzeyinde bulunan kayalığın adı Köyün Kayası’dır. Bu kayalık ilçe ile bitişiktir. Kayalıkların uç noktalarına yapılmış ahşap evler mevcuttur. Evlerden aşağı bakmaya korkulur. İki geçeli kayalığın ortasına boğaz denilir. Şimdi susuz ve kuru görünen boğaz zamanında ceviz ağaçlarıyla, meyve bahçeleriyle sebzeleriyle ünlüydü. Bahara doğru Zorkun ve kavak yaylasından gelen yağmur ve kar suları ile dolar taşardı. Yaz aylarında kolay, kolay geçit vermezdi. Yağmurların bol olduğu yıl boğaz’dan çok büyük seller gelirdi. Boğaz dediğimiz yer bir deredir burası Engizek mahallesinin yaya yolu idi. İlçe girişinde Hacı Demiröz’e ait masere vardı. Zamanında köyün tüm üzümleri burada pekmez haline gelirdi. Maserenin çevresinde ceviz ağaçları sıralıydı.
Masere nin yüz metre yukarısında Ali Karagöz’e ait sebze, meyve, bahçesi ceviz ve kavak ağaçları vardı. Yine bu bahçenin yüz metre yukarısında Hacı Demiröze’e ait sebze, meyve bahçesi çevresinde sıralı ceviz ağaçları vardı. Bahçenin yüz metre yukarısında çok büyük üç tane ceviz ağacı vardı. Bu derenin kenarlarından çıkan şırıl, şırıl akan pınarlar vardı. Eski yıllarda bu derenin suyu yaz kış kesilmeden akardı. Cevizlerin elli metre yukarısında yüksek kayalıktan çağlayan su ve birkaç büyük göl vardı. Yaz aylarında köyün gençleri serinlemek için bu göllere girerek serinlerlerdi. Göller balık doluydu. Çağlayandan iki yüz metre yukarıda Karahasan Ahmet Derebent’e ait sebze, meyve bahçesi ve ceviz ağaçları vardı. Bahçenin yüz elli metre yukarısında boğazın girişinde
Çömez lakaplı köylünün sebze bahçesi bu bahçede büyük kavaklar ceviz ağaçları meyve ağaçları ve çınar ağaçları vardı. Şimdi bahçenin bulunduğu yere
Kızandere göletinin set duvarları örüldü. Göletin bulunduğu bölge arazisi tarla, bağ, bahçe, ceviz, ağaçlarıyla doluydu. Bu araziler devlet tarafından istimlâk edilerek gölet alanına dâhil edildi. Tekrar boğaz’a dönersek o günlerde boğaz da bulunan bahçeler, cevizler kesilip yok edildi. İlçeyi selden korumak için bu dereye 200 metre arayla yüksek duvarlar yapılarak dere ıslah edildi.
           Gelen yağmur suları buralarda eğleşerek büyük selin gelmesi önlenmiş oldu. Ancak yapılan set duvarlarının arkası yağmur sularıyla gelen kumlarla kısa zamanda doldu. Eskisi gibi şimdi sel de gelmiyor. Otuz yıldır ilçenin ortasından geçen Zorkun deresi ilçenin çöplüğü idi. Siyasiler miting sırasında derenin kapatılması için vaatlerde bulunurlardı. Maalesef seçim bittiği gün Zorkun deresi’nin adı bile telaffuz edilmezdi Bu günece belediye başkanlarının el atmadığı Zorkun Deresi 2013 yılında Devlet su işleri tarafından derenin ıslahı için iki yakaya yüksek duvarlar örülerek duvar üzerine korkuluk demirleri yapıldı.
           Bu güne kadar ilçenin tüm lağım suları, atık suları Zorkun deresi’ne akardı. Bu pislik pınarın boşa akan sularına karışıp giderdi. Gittiği gibi ilçenin önünde bulunan araziler sebze bahçeleri meyve bahçeleri sulanırdı. Vatandaşımız bu pisli suyun altında yetiştirdiği sebze, meyveleri yiyordu. Devlet su işleri şimdi bu lağım sularını derenin dışında bırakarak özel borular ile atık suların Aksu köprüsüne kadar götürülmüştür. Bu çalışmalar sona erdiğinde ilçenin hiçbir yerinde lağım suları olmayacağı gibi karasinekler de olmayacak.
---------------------------------------------------
           ORTAOKUL VE LİSE
Çağlayancerit 1986 yılında kasaba, 1987 yılında ilçe oldu. 1986’dan bu yana ilçede  iki dönem Anavatan Partisi’nden Sayın Hasan Kekil, doğru yol partisi’nden iki dönem Sayın A.Nazım Engizek belediye başkanlığı yaptılar. 2004 yılında belediye başkanlığını Ak Parti’den Sayın K.Mehmet Yıldızlı kazandı. Sayın Kekil’in Çağlayancerit’e ilk hizmeti Arılık tepesine
Ali Doğan parkı yaptıracağız deyip senelerce tepeyi dozerlerle, kepçelerle eştirdi. İkinci dönem Sayın A.Nazım Engizek kazıya kaldığı yerden devam etti. 2004 yılında Belediye başkanlığını kazanan Sayın Yıldızlı görevi kaldığı yerden devam ettirdi. Yıllarca Arılığı kazdılar. Hazineye ulaşamadılarsa da Arılığa 2015 yılında Ak Parti döneminde dört katlı İmam hatip ve üç katlı Ortaokul yaptırıldı. Arılık tepesine. Tonlarca mazot harcadılarsa da o mazotlar boşa gitmemiş oldu.
            ---------------------------------------------------
        ON BEŞ TEMMUZ
        2013 Yılında gezi olayları başlatan fetocular Ankara İstanbul sokaklarını savaş alanına çevirerek esnafımızın iş yerlerini yağmaladılar dükkânlarını yaktılar yıktılar devleti büyük zarara uğrattılar. Geziden sonuç alamayınca
        2014 Yılında 17-25 Aralık yolsuzluk olaylarını başlatıp hükümeti yıkmak istediler. Fetocu teröristler bundan da bir netice alamayınca bu defa
        2016 Yılının on beş Temmuz gecesi Devlete ve Türk Milletine karşı kalkışma başlattılar. Kısa adıyla Feto terör örgütü diğer adıyla Fethullah Gülen terör örgütü ordumuzun içine sızarak kendi kafalarınca on beş Temmuz gecesi Türkiye’de Tanklarla ef on altılarla helikopterlerle Millet Meclisini bombaladılar. Ankara emniyet amirliğini bombaladılar burada altmışa yakın polisimizi şehit ettiler. Halk’ın üzerlerine bombalar yağdırdılar.
        Gerçek mermilerle ateş açtılar. Vatandaş ellerinde taşlarla sopalarla canları pahasına tank ve tüfeklere karşı koydular. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın sokağa çıkın çağrısı üzerine cadde ve sokaklar bir anda insan seli oldu. Kalkışmaya karşı İller, ilçeler, köyler, kasabalar, ayaklandı. O gece Halk’ımız Kürt’üyle Türk’üyle laz’ıyla Çerkez’iyle Arabıyla tek vücut oldu.
        Sabaha kadar çatışmalar devam etti. Halk tankların önüne yattılar. Birçok fetocu askeri tanklarıyla silahlarıyla birlikte teslim aldılar. Havada uçuşan ef on altılara yerden taşlarla sopalarla saldırdılar. Evlerinin pencerelerinden uçaklara kazan, tencere, tava, fırlattılar. Türkiye o gece (248) şehit verdi. (2196) kişi kimi ağır kimi hafif yaralı gazilerimiz oldu.
        Yiğit dedelerimiz, ninelerimiz, analarımız, bacılarımız, toplu halde meydanlara çıktılar. Genelde kalkışma ağırlıklı olarak Ankara ve İstanbul’da oldu. Nice kadınımızı kızımızı yaşlılarımızı gençlerimizi tankların altında ezildiler. O gece Çağlayancerit Halkı’ da ayaktaydı. Tüm Türkiye ayaktaydı. Yirmi gün boyunca gece gündüz nöbetler tutuldu uyku uyumadık.
            --------------------------------------------
            OYUNLARI BOZULDU
Sayın Cumhurbaşkanı hükümet kurulamayınca bir Kasım’da yapılmak üzere seçim kararı aldı önce erken seçim diyenler hayır şimdi erken seçim yapılamaz diye haykırdılar. Sizi hangi beşiğe belemek lazım, Baktılar olmadı bazı milletvekilleri bu defa da iddiaya girmeye başladılar. Efendim Ak Parti’nin oyları %36 da kalır kırkı bile bulamaz dediler. Bir milletvekili Ak Parti yüzde kırk’ı geçerse istifamı verir gider tavuk çiftliği kurar tavuk yayarım dedi. Başka bir akademisyen Ak Parti %39’u bulursa akademisyenlikten istifa ederim dedi. Soruyorum şimdi bu iddianın sahipleri neredeler.
Ak Parti %49.50 oy alınca herkes şok oldu. Mhp 40 milletvekilini Hdp 21 milletvekilini kaybetti. Chp ise iki milletvekili fazla aldım diye sevindi. Bir müddet kendilerine gelemediler. Sağduyulu milletimiz durun bir birinize düşmeyin karar sahibi biziz her şey bizden sorulur dedi. Siz bu kadar Ak Parti’nin üzerine gidiyorsunuz deyip %49.50 oy ile Ak Parti’yi iktidara taşıdı. Ortaya güçlü bir hükümet çıktı. İçteki dıştaki iş birlikçilere güzel bir ders verildi.
           -------------------------------------------------
            SAHİPSİZ İLÇE:
Zamanında Çağlayancerit Türkiye’nin ve Kahramanmaraş’ın en büyük köylerinden birisiydi. Köyün kuruluş tarihini bilen yok. Bunu araştırmak kimsenin aklının ucundan bile geçmiyor. Çağlayancerit’in temelden sahibi yok. Bu güne kadar muhtarlık, azalık, yapmış insanlardan hiçte bir fayda görmemiştir. Ancak köyünden emeğini esirgememiş merhum muhtar Ali Onaran vardı. Bu muhtar Cerit’in kalkınması için çabalar harcamıştır. 1958 yılında köyün yolu yok iken imece usulü kazma kürekle yirmi kilometrelik yol yaptırmıştır. Köye ilk içme suyunu getirmiştir.  Bu muhtardan sonra gelen muhtarlar köye hizmet getirmemişlerdir.
Gelen muhtarlar köylüyü bir koyun misali uyuttular. Ancak şu konuyu anlatmadan geçmeyeceğim. 1982 yılında köyümüze Malatyalı Cemal Çiçek isimli değerli bir öğretmen gelmişti. Köyün sahipsizliğini görünce konuştuğu bazı köylü dostlarına burası nasıl bir köy muhtarınızda bir çaba ve azim yok, der. O tarihlerde köyün telefonu yoktu. Konuştuğu bazı köylü dostlarına gelin köyünüze telefon getirelim. Yazık bu köylüye diyerek birçok vatandaşı bilgilendirdi. Gönüllü birkaç kişi bu yola koyulduk. İki gün içerisinde altmış kişiyi telefon aboneliğine yazıldı.
Yalnız bu işten o günkü köy muhtarının haberi yoktu.
Telefon dilekçesini bizzat muhtara kendim götürdüğümde haberi oldu. Dilekçeyi imzalamak istemedi. İmam Hasan Tükel ve Ali Haklı’nın ısrarları üzerine dilekçeyi imzalattım. Bana dediği şu oldu telefon alıp ta ne yapacaksınız? Uluslar arası milletler arası sohbet mi edeceksiniz? Dedi. Cemal öğretmene çok kızıyordu. Bizzat benimle öğretmene haber yolladı. Köyün işlerine karışmasın öğretmenliğini yapsın dedi. Ama Cemal öğretmen yılmadı, azmine çabasına devam etti. Arazilerinizin doğru düzgün su arkı yok. Dilekçe verin devlet baba bu arklarınızı beton yapsın sularınız heder olmasın diyordu. Daha fazla halkın gözünün açılmasını istemeyen muhtar kızıyordu fazla aramız açılmasın diye Cemal Çiçek 1983 yılında Aralık ayı ortasında dilekçe vererek kendi tayinin isteyerek Cerit’ten gitti.
Köy halkı bu öğretmenin bu hizmetini şu gün bile unutmuyor, herkes ona dua ediyor. Sayın Hasan Kekil döneminde kasaba iken ilçe oldu yolu tek şerit de olsa asfalt oldu. Sayın A.Nazım Engizek’in döneminde ilçeye birçok okullar köprüler yapıldı. Ana caddeye parke taşı döşetti. Sayın K.Mehmet Yıldızlı 10 yıl belediye başkanlığı döneminde iktidar kendisinden olduğu halde ilçeye gözle görülür bir hizmeti olmadı.
Bir belediye sosyal tesisleri yaptırdı. Baştan söylediğim gibi Çağlayancerit hala sahipsiz, hala sahipsiz. 31 Mart 2014 belediye seçimlerinde veteriner hekim olan Sayın Üzeyir Kızılseki belediye başkanı seçildi şimdilerde halk ümidini bu başkana bağlamış vaziyette. Kahramanmaraş büyük şehir sayesinde ilçemize hizmetler bekliyoruz.
            --------------------------------------------------
            Z0RKUN DERESİ:
Zorkun Deresi ilçeyi iki mahalleye ayırır. Yıllardır ilçenin lağım suları bu dereye akar. İlçe halkı çöplerini bu dereye dökerler. Yıllardır ilçenin çöplüğü haline gelen dere kışın yağmur ve kar sularından geçit vermez. Zamanında yaz kış akarken şimdi sular yaz ortasında kurur. Büyük Pınar’ın suyu buraya akar. Yaz günleri kokudan yakınından geçilmez.
Dere kenarında oturan aileler yazın sıcağında kokudan kapıyı pencereyi açamazlar. Derenin iki yakası da evlerle sıralıdır. Bu evlerin çoğu belediye tarafından 2012 yılında istimlâk edildi ve bu evler yıkıldı. Başkanlık yapmış Hasan Kekil A.Nazım Engizek K.Mehmet Yıldızlı yaparlar ümidiyle çok bekledik maalesef akıllarının ucundan bile geçmemiştir. 2013 yılında Devlet Su İşleri Müdürlüğü derenin ıslahına başladı. Derenin iki yakasına üç ila dört metre yükseklikte duvarlar ördü. İlçe halkı pislikten kurtuldu. Devlet su işleri müdürlüğü gelmiş geçmiş başkanların yapamadıklarını kısa zamanda yapmıştır. Böylece çevredeki evler de rahata kavuştu. Lağım suları ve yağmur suları derenin dışında kaldı. Dereye bir damla da olsa bundan böyle ne lağım suyu ne yağmur suyu akmayacak.
Kommentare (0) >>
Kommentar schreiben

Sie müssen angemeldet sein, um einen Kommentar abzugeben. Bitte registrieren, wenn Sie noch kein Konto haben.


busy
 
< Önceki   Sonraki >