6.ceviz festivali dinleyin

Tanıtıyoruz

ÖZLÜ SÖZLER

"HAFTA SONU PAZAR ÖMRÜN SONU MEZAR ZENGİN OLSAN NE YAZAR MEZARINI EL KAZAR"

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

sayaç.Belgesel

ANASAYFA arrow DİĞER BAŞLIKLAR arrow Kim Kimdir? arrow VALİ MEHMET KEKİL KİMDİR?
VALİ MEHMET KEKİL KİMDİR?
     VALİ MEHMET KEKİL KİMDİR?
     01.01.1960 tarihinde Çağlayancerit’de doğdum. Nüfusa kız kardeşim Bahar ile ikiz olarak 27.12.1966 tarihinde tescil edilmişim. Aslında kız kardeşimle ikiz değilim. Anamın anlattığına göre gemler (Döven) sürülürken doğmuşum. Eskiden gemler Eylül ve Ekim aylarında sürülürdü, Ekim 1960 yılında doğduğum halde nüfusa 11.Kardeşin dördüncüsü olarak 01.01.1960 doğumlu orak kayıt edilmişim. Babamın lakabına Vali Mustafa derlerdi. Bizler 11 kardeş olarak isimlerimizden önce Vali lakabını babamızdan almışız. Herkes bizi Vali Ahmet, Vali Mehmet gibi isimler eklenir gider.
      Çocukluğum Çağlayancerit’te geçti. On yaşında İlkokula başladım. Babam beni okutmayacaktı. Bana oğlum sende okuma, seni bir sanata vereceğim, sende marangoz ol diyordu. Aslen Çağlayancerit’li olup, Kahramanmaraş’ta marangoz atölyesi olan Feramuz BOGAZ’ın yanına meslek öğrenmeye vermeyi düşünüyordu. Ama ben o yaşta en az bir İlkokulu okuyup okuma yazma öğrenmem gerektiği şuurundaydım. İlkokullar açılmıştı, tahminim Aralık ayının sonlarıydı. Benden büyük olan Ahmet ve Muharrem ağabeyim halan İstiklal mahallemizde Çağlayancerit İlköğretim Okulu olarak hizmet veren okula gidiyorlardı. Bende herkes okula gidiyor bu okulda ne ver ne yok diye merak ederek ağabeylerimin yanına gittim. Şu an adını bile hatırlamadığım bir öğretmen okula vardığımda beni tutarak sen okula gitmiyor musun diye sordu bende hayır ben okula gitmiyorum babam beni okula göndermiyor diye cevap verdim. Niçin okula gitmiyorsun gel bakalım seni okula yazdırayım diyerek beni ilkokula yazdırdı, ilkokula böyle başladım ve
      1975 yılında bitirdim, Çağlayancerit’te ortaokul yok, ortaokulu okumak için Kahramanmaraş’a gitmem gerekiyor. Babam benim seni okutacak maddi gücüm yok oğlum diyor. Kara kara düşünüyorum. Okumak için bir çıkış yolu arıyorum. 1975 yılı sonbahar aylarıydı. Daha ilkokuldan diplomamı almamıştım. Çağlayancerit’e ortaokul açıldığını duydum. Hemen Koştum babama, babamı ikna edemedim. Yine aynı mazeret “oğlum benim seni okutacak maddi gücüm yok. Ben seni okutamam” dedi. Nihayetinde ilkokuldan diplomamı alıp ortaokula kayıt olmam için Mustafa amcamı buldum. Amcamı İlkokula götürerek diplomamı almasını sağladım. Daha sonra ortaokula gittim. Benim okumamı benden daha çok isteyen bana önderlik yapan Çağlayancerit’li öğretmen Yusuf ÖZKAN’ı (BAYKUŞ’u) buldum.
      Bu öğretmenim İlkokul öğretmeni olmasına rağmen ortaokulda İngilizce derslerine giriyordu. Hiç unutmadığım bir tarih 21 Aralık 1975 günü okulun yarıyıl tatiline kısa bir süre kalmasına rağmen kendimi okula kabul ettirerek Yusuf hocama kaydımı yaptırdım. Ben derslerin son yazılılarına girdim bir tek müzik dersim zayıftı oda müzik dersi öğretmenim bir türkü söyle dedi söyleyemem dedim. Kaç tane zayıfın var diye sordu bende gururlana, gururlana hiç zayıfım yok öğretmenim diye cevap verdiğimde hiç zayıfı olmayan öğrenci olmaz diyerek müzik dersimi 10 üzerinden karneme 4 düşürdü. Yusuf Baykuş öğretmenimiz, ondan Allah razı olsun, bizlere derdi ki! Oğlum ayak yalın başı açık kravatsız ceketsiz okula nasıl gelirseniz gelin, yeter ki okuyun kitap kalem elbise hiçbir şey istemiyorum. Yeter ki okula gelin bu diplomayı alın mutlaka bir gün lazım olur diyerek bizlere önderlik etmiştir.
       Çünkü o şartlarda okul ihtiyaçlarını temin ederek okula gitmemiz mümkün değildi. Ailede on bir kardeş olduğumuzdan tabii ki babam ancak bizleri aç ve açıkta bırakmamak için mücadele ediyor. Maddi imkânlar kısıtlı. Ben üç yıl ortaokulu takım elbisesiz, lastik ayakkabı ile İstiklal mahallesinde eski sağlık ocağının ön kısmında okul olarak kullanılan Veli Demiröz’e ait evde altı değirmen ve demirci dükkânı olan binada okudum bitirdim. Alt katta değirmen çalıştığı zaman gürültüden ders işleyemezdik. Allah rahmet eylesin değirmenci Yusuf Dokumacı’ya (Hürüyusuf) ricada bulunurduk teneffüse çıkana kadar değirmeni çalıştırma derdik oda sağ olsun bizleri kırmazdı. Değirmeni durdurduğunda derse balardık.
      Ortaokulu bitirdim Kahramanmaraş’a liseyi okumaya gideceğim ama Kahramanmaraş’ı bilmiyorum, Adana’ya çapa vurmaya pamuk toplamaya giderken ancak kamyonun üstünde binili Maraş’ın kenarından geçtim gittim. Yine Ortaokuldan okul arkadaşım olan Ramazan ŞAHİN ile Yusuf Özkan öğretmenimize müracaat ettik. Öğretmenim biz okuyacağız bizlere yardım eder misiniz beni babam liseyi okumaya göndermiyor dedim. O da, oğlum yarın ben
Maraş’a gidiyorum, sizi Maraş’ta Kurtuluş garajında bekliyorum. Gelin ben sizi liseye yazdırırım dedi. Sabah arkadaşla kalktım babamdan habersiz Cerit otobüsüne binerek Kahramanmaraş’a gittim. Yusuf Özkan öğretmenimiz geldi ikimizi de Çağlayancerit’te önceleri öğretmenlik yapan ve o tarihte Kahramanmaraş’ta Halk Eğitim Müdürü olan İbrahim Arı’ya gönderdi. O tarihte Halk Eğitim Müdürlüğü Kahramanmaraş kalesinde bir küçük binadaydı. İbrahim Arı hocam da her ikimizi
      Kahramanmaraş Ticaret Meslek Lisesi müdür yardımcısı olan Halil Yinanç hocama yönlendirdi. İbrahim Arı hocam bizlerin velisi olarak okul kaydımızı yaptırdı. Şu an Mehmet Akif Kültür merkezinin olduğu civarda eski adı şeker dere denilen yerde üzeri toprakla örtülü ağaçlı bir evde kiracı olarak kaldık. Çok zor şartlarda üç yıl liseyi okudum. Lise hayatımda hiç unutmadığım bir hatıramı anlatmadan geçemeyeceğim. Lise ikinci sınıftayım. Yarıyıl tatiline geleceğim. Kışın ortası Çağlayancerit’in yolları kardan kapalı, Kahramanmaraş’tan trene binerek akşam saatleri söğütlü durağına geldim. Buradan da yürüyerek Bozlar’a geldim. Hiç kimseyi tanımıyorum. Burada bir evde misafir kalayım diye düşünüyorum ama beni misafir alın demekten utanıyorum. Nihayet Çağlayancerit ‘e doğru yol almak zorunda kaldım. Yollar en az 2,5-3 metre kar.
     Yoldan Cerit’e ulaşmam mümkün değil. Aksu dere yatağına suyun içinden akşam ezanı vakti yola düştüm. Ayağımda yazlık bir spor ayakkabısı var. Ailemin Kışlık elbise ve ayakkabı alacak maddi imkânı yok. Suyun içinden yürüyerek Akdere obasında ikamet eden Eşe halamın evine yarı baygın halde ulaştım. O gün burada kaldım rahmetli halam beni ısıttı yemeğimi yedirdi ağırladı sabahleyin de Cerit’e geldim. Liseyi bitirdim iki yıl sonra askere gittim. Askerlik görevimi yaptıktan sonra 1985 yılında evlendim. Artık memur olmak için hayata atılmak için mücadele etmeye başladım. Çağlayancerit 1 Haziran 1986 tarihinde kasaba oldu ve 31.12.1986 tarihinde belediye ye muhasip olarak devlet memurluğu görevine başladım. İlk belediye Başkanımız Hasan Kekil’di. Yaklaşık 2,5 yıl İlk belediye başkanımız Hasan Kekil ile beraber çalıştım. Mart 1989 yılı mahalli idareler seçimleri ile Belediye Başkanı Ahmet Nazım Engizek oldu. Yaklaşık 8 ayda Nazım Engizek ile muhasip olarak çalıştım.
       27.11.1989 tarihinde kurumlar arası nakil ile Çağlayancerit Nüfus Müdürlüğüne memur olarak geçiş yaptım. Çağlayancerit Nüfus Müdürlüğünde 10.11.2004 tarihine kadar memur bu tarihten sonrada Nüfus Müdürü olarak atandım hala bu görevi yapmaktayım. Devlet memuru olmama rağmen memuriyetime bir zül getirmeden, hiçbir kişiye ideolojisinden dolayı art niyet taşımadan 1986 yılından beri Çağlayancerit’te eş dost ile birlikte mahalli olarak Çağlayancerit’tin siyasi havasını ister istemez takip ediyorum. Yaklaşık otuz yıldır devlet memuru olarak tüm insanlığa hizmet için koşturuyorum ve koşturmaya da devam edeceğim. Çağlayancerit’in siyasi atmosferini anlatmama gerek duymuyorum. Mahalli olarak
       1986 yılından beri Hasan Kekil – Nazım Engizek siyaseti vardı. Tabi ki bunlar yerel siyaset, o günden günümüze kadar hatıraları anlatsam bir roman olur. Bu dönemde yaşayan kadın erkek herkes bu siyasi havadan nasibini almıştır. Şu an iki kişi bir araya gelse hemen o günleri hatırlar ve başlar Hasan Kekil - Nazım Engizek’i anlatmaya. Tabi ki yaşanmış olaylar acısıyla tatlısıyla çok güzel hatıralar bırakmıştır. İlk memuriyetim belediye olunca, ister istemez yerel siyasetten nasibini almış kişilerden biriyim. Herhalde bununda etkisi var ki, 2014 yılı mahalli idareler seçimlerinde kendi ilçem olan Çağlayancerit’e belediye başkanı aday adayı oldum. Ama nasip değilmiş.
      Çağlayancerit’te yaşadığım sürece bu yarıştan hiçbir zaman kopmadım. Belediye başkanı aday adayı, belediye başkanı adayı veya belediye başkanı olmam şart değil. Mademki ben bu topraklar da doğdum bu topraklarda yaşıyorum, her zaman bir nefer olarak da olsa, yaşadığım sürece mahalli olarak da olsa bu oluşumun içerisinde olmam gerektiğini düşünüyorum. Necip Fazıl’ın dediği gibi “ Renkleri ince ince ne anlatırsın köre, konuşun insanlarla akıllarına göre” felsefesinden hareket ederek her insanın mutlaka hangi konu olursa olsun fikrini alırım, o konuda doğrular ne ise o yönde tavsiyelerde bulunurum. İnsanları mutlu etmek için dertlerini sıkıntılarını hiç usanmadan bıkmadan sabırla dinlerim. Benim yaşam tarzım “Yaratılanı severim Yaratandan ötürü” düsturudur.
                                                      ----------------------------
                                                         Vali Mehmet Kekil
Kommentare (0) >>
Kommentar schreiben

Sie müssen angemeldet sein, um einen Kommentar abzugeben. Bitte registrieren, wenn Sie noch kein Konto haben.


busy
 
< Önceki   Sonraki >