bayrak taşıyanlar

Aşık Ali Aksu tvde

Aksu tv deyim

Üye girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

VİDEO LİNKLERİ

Aşık Ali Seçme Şiirleri

ÖZLÜ SÖZLER

"HAFTA SONU PAZAR ÖMRÜN SONU MEZAR ZENGİN OLSAN NE YAZAR MEZARINI EL KAZAR"

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

Yazarlar

YEDEK SAYFA BOŞA

Aşık Ali ye Şiirler | Aşık Ali Ataş | Saturday, 3 December 2016

JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ

Devamini oku

Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu,,

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Monday, 25 May 2015

News image

Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu Kanyo Nedir? Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu derin, dar boğaza veya dünya yüzeyinde nehirlerce oluşturulmuş derin vadilere verilen addır. Başka bir ifade ile,...

Devamini oku

Rüya Görmek İçin Uyumalısınız

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Wednesday, 29 April 2015

Rüya Görmek İçin Uyumalısınız Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip hallere rüya diyoruz.Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim...

Devamini oku

Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu?

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Sunday, 14 December 2014

News image

 Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu? “Öksüzlükten Doğan Yalnızlık” Başlıklı yazımızda şunu yazmıştık. “Yalan kusurları gizlemenin merhamet ve iyilik kılığına girmiş. Kırk yıl aynı vaazı veren adamların yalanlarını dinliyoruz....

Devamini oku

Çcerit cevizciliğinin önemi

M. Bahçe yazıları | Aşık Ali Ataş | Tuesday, 2 December 2014

ÇAĞLAYANCERİT CEVİZCİLİĞİNİN ÖNEMİ (GOZ) Kahramanmaraş ili dünya üzerindeki konumu bakımından 270C 11’- 380C 36’ kuzey enlemleri ile,360C, 15’- 370C 42’ boylamları arasında yer almaktadır. K.Maraş, Akdeniz Bölgesinin doğusunda yer alarak Doğu  Anadolu, İç Anadolu ve Güney Doğu...

Devamini oku

More in: Salim Ulu Yazdı 1, Salim Ulu Yazdı 1, Salim Ulu Yazdı 1, Salim Ulu Yazdı 1, M. Bahçe yazıları, Serdar Yakar, Aşık Ali ye Şiirler, Vatandaş İlyas, M. Zincirkıran, Selçuk Silsüpür

100%
-
+
10
Show options

sayyaç

Yazarlar
YEDEK SAYFA BOŞA
JJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJJ Devam.....
Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu,,
Zorkun Deresi Boğaz Kanyonu Kanyo Nedir? Bir akarsuyun kalkerli bir alanda oyarak oluşturduğu derin, dar boğaza veya dünya yüzeyinde nehirlerce oluşturulmuş derin vadilere verilen addır. Başka bir ifade ile, Kanyon; güçlü ırmakların kireçli olmayan bölgelerde kazdıkları derin vadileri belirtir.Kanyonların kenarları çok sarp boğazlar biçiminde ortaya çıkar.Kayaların kenarları aşındırmaya karşı gösterdikleri dirence bağlı olarak çeşitli şekiller alır.Bunlar çıkıntılı bölümler, basamaklar ve düz etekler şeklindedir. Kanyonların dibinde alüvyonlu ve kumlu çökelti bulunmamaktadır. Çünkü çok dar olan su yatağında seller tarafından süpürülürler. Ülkemizdeki kanyonların en ünlüsü hepimizin bildiği Saklıkent kanyonudur. Fethiye civarında bulunan Saklıkent kanyonu kenarları yüksek derin bir vadi... Devam.....
Rüya Görmek İçin Uyumalısınız
Rüya Görmek İçin Uyumalısınız Geçici ölüm denilen uykuda görülen garip hallere rüya diyoruz.Niçin ve ne surette rüya görüyoruz? Bu bir fenomendir. İlk insan'ın yaratılışından bu güne kadar filozoflar, bilim adamları çeşitli şekillerde açıklamışlar, düşünmüşler, fakat rüyayı kesin bir şekilde belirleyememişlerdir. Ancak şu kadarını bilmemizde fayda vardır ki rüya, büyük ve soyut bir dünyadır. "Niçin küçülüyor eşya uzakta?Gözsüz görüyorum rüyada, nasıl?Zamanın raksı ne, bir yuvarlakta?Sonum varmış, onu öğrensem asıl? Peki ya hayal? İnsanın en kolay yapabildiği ve en çok kurduğu bilinç altı düşüncedir. Rüya görmek için uyumalısınız. Hayal kurmak için uyanık olmalısınız? Hayalle rüya arasında soyut bir benzerlik vardır. Hayal... Devam.....
Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu?
 Çağlayancerit Halkının Canı Bu Kadar Ucuz mu? “Öksüzlükten Doğan Yalnızlık” Başlıklı yazımızda şunu yazmıştık. “Yalan kusurları gizlemenin merhamet ve iyilik kılığına girmiş. Kırk yıl aynı vaazı veren adamların yalanlarını dinliyoruz. Derde derman yok. Ozanın dediği gibi”ağam buradan gidelim, bu yerler viran oldu”. Yalan iktidar olunca hakikat susturulur. Hakikat öksüzdür. Galipler mağlupların hikâyesini yazar. Yalan yine egemendir. İdrakin ve anlayışın yok edildiği bir toplumda sloganlar süslü yalanlardır. Hakikat yalanın puslu havasında görünmez olmuştur. Menfaatlerin onurun yerini aldığı bir yalan dünyasındayız.” Her yıl olduğu gibi bu yılda memleketime geldim. Herkesin kaçmak istediği ve gidenlerin bir daha dönmek istemediği (ç)ağlayancerit’e. Belki haklı oldukları çok şeyler vardır. O kadar çok şeyler var ki saymakla bitmez.... Devam.....
Çcerit cevizciliğinin önemi
ÇAĞLAYANCERİT CEVİZCİLİĞİNİN ÖNEMİ (GOZ) Kahramanmaraş ili dünya üzerindeki konumu bakımından 270C 11’- 380C 36’ kuzey enlemleri ile,360C, 15’- 370C 42’ boylamları arasında yer almaktadır. K.Maraş, Akdeniz Bölgesinin doğusunda yer alarak Doğu  Anadolu, İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu’nun kesiştiği yerde ve Akdeniz ile karasal iklim arasında geçit konumunda bulunmaktadır. Bölge iklim yapısı ve verimli toprakları nedeniyle özellikle ılıman iklim meyve türleri olmak üzere bir çok meyve türünün yetiştiriciliği açısından oldukça önemli bir konuma sahiptir. Anadolu birçok meyve türünde olduğu gibi cevizin de anavatan bölgeleri arasında yer almaktadır. Türkiye,  4.5 milyon civarında bir  ceviz ağacı varlığına sahip olup ceviz üretimi bakımından 115.000 ton ile Çin... Devam.....
Aşık Alinin Dilinden Cerit
       ÂŞIK ALİ’NİN DİLİNDEN Ç.CERİT        Cerit… Oğuz’un cesur, kahraman ve yürekli evladı,  Cesaretin ve yiğitliğin bir değer olduğu zamanların insanı… Politikanın, hilebazlığın, zulmün ve zalimliğin bir kenara savurup attığı ceddim, atam… Ve Cerit’in harman olduğu Çağlayancerit, baba yurdum… Tâ Orta Asya’dan bu yana içinden ölümsüz ozanlar çıkartan Cerit’in son dönem ozanlarından Âşık Ali Ataş. O, sazı ve de sözü ile Cerit’in ve de Çağlayanceritlinin acılarını, dertlerini dile getirir hep                            ----------------------------------... Devam.....
At İzi İt İzine Karıştı ve.
       AT İZİ İT İZİNE KARIŞTI     Recep, Şaban, derken 29 Mart yerel seçimleri geldi çattı. Seçimle ilgili konuyu biraz geri alırsak yani beş yıl öncesine belki yazının başlığını anlarız herhalde. Evet, bundan tam beş yıl önce ak parti sekiz aday adayını allayıp pullayıp bir çuvala doldurdu ve beklemeye başlamıştı. Günler geçti bir sürü laflar söylendi alan aldı veren verdi ve sonuç yedi adayın hüsranı, bir adayında başarısıyla sonuçlandı. Bu aday tabiki herkesinde bildiği gibi K.mehmet yıldızlı oldu. ortam biraz olsun curcunaya dönüşse, de ak partinin, de desteğiyle K.mehmet YILDIZLI seçim çalışmalarına başladı. Bilirsiniz çağlayanceritte seçim nasıl olur. Kiminin gazı kimiin tüpü kiminin, hapı biter. Bunlara rağmen seçim bitti ve K.Mehmet YILDIZL, I ipi göğüsledi.Kimilerine göre beş yıl... Devam.....
KAFA TUTARIM
  Hacı Küpeli kılıç tarafından Âşık Ali’ye yazılan şiiri okuyan Abdullah Çalışır Aşık Ali’ye destek amacı ile yazdığı şiir’ler                                                           KAFA TUTARIM   Ozan bile değilim sana kafa tutarım Sen bin kelime diyon ben iki bin yazarım Yigitligin var ise seninle atışalım  Âşık Ali neyine seni ben bile yutarım Bilirsin atışmada küsmek darılmak olmaz Bilmeyenler yazdımı cevapsızda kalınmaz Büyük lokma yutarsın boğaz hiçmi yorulmaz Çok halt eylemişinki neden hesap sorulmaz İki çift laf ettin diye havalarda uçarsın  Sinek bile olaman kendin şahın... Devam.....
AŞIK ALİ ATAŞ ABİM
Emek verdin Cerit için Hakkın çoktur bizde senin Dilerim hiç olmaz derdin Âşık Ali Ataş Abim   Anlatırsın hep Cerit’i Paylaşırsın bize derdi Sen ağasın sen efendi Âşık Ali Ataş Abim   Sen bir dostsun sen arkadaş Derler sana Ali Ataş Gözlerinde olmasın yaş Âşık Ali Ataş Abim   Başvurmadın hiç yalana Uydun sen gelen zamana Sıçak kanlı yakın cana Âşık Ali Ataş Abim   İçinde var vatan aşkı Bırakmadın bu sevdayı Bulursun derde devayı Aşık Ali Ataş Abim   Sen Cerit’in ozanısın Başımızın baş taçısın Çekemeyen it utansın Âşık Ali Ataş Abim   Yüce Allah’dan tek korkun Sen dertlere ortak oldun Al bu canım kurban olsun Âşık Ali Ataş Abim   Geçip gidiyor bu yıllar Saçlarına düşmüş aklar Altın gibi bir kalbin var Âşık Ali Ataş Abim   Sazın çalar dertli dertli Derler bu ozan Cerit’li Ali abim... Devam.....
AŞIK ALİ YE İTHAFEN
  Senin yazıp’ ta benim okuduğum her mısra. İçinde yaşantımı, kültürümü anlatan kıta Sairlikte şiirde çok önce kalkmışsın atağa. Elinden öpmek, saygı göstermek gerek.   Tarifinle anladım ilçemi, güzel insanları. Sakın kafana takma, seni kıskananları. Yanıltmadın hiçbir şekilde sana inananları Elinden öpmek saygı göstermek gerek   Bilmem var mı buralarda başka aydın Herkese nazik oldun, hoş görü yaydın Bu topraklarda hep güzellikleri saydın Elinden öpmek saygı göstermek gerek   Senide şiirlerini de hep gönülden sevdim. Adın anıldığında büyük şair ozandır derdim Beni bağışla, haddim olmayarak överdim. Elinden öpmek saygı göstermek gerek.   Ruhun incedir, ona buna pek karışmadın Herkesi eşit gördün, kimselerle tartışmadın Seviye düşürüp cahille ne gerek atışmadın Elinden öpmek saygı... Devam.....
Salim Ulu Yazdı.
  
         SALİM ULU YAZDI:
         Âşık Ali Ataş, 11 Temmuz 1946 tarihinde Çağlayancerit köyünde dünyaya gelmiştir. Annesi Ali’nin askere geç gitmesi için nüfustaki doğum tarihini 08 Şubat 1948 doğumlu olarak yazdırmıştır.  Annesinin adı Fatma, Babasının adı Veli’dir. Anne-babanın okuma yazması yoktur. Ailenin beşi erkek üçü kız olmak üzere sekiz çocuğu vardır. Ali bu geniş ailenin üçüncü çocuğudur.
          AİLESİ:
          Geçimini çiftçilik ve hayvancılıkla sağlayan aile, Âşık Ali Ataş’ın doğduğu yıllarda yokluk ve yoksulluk içindedir. Babası yöredeki Tabanlı aşiretinden Ataş Veli’dir. Annesi Fatma Kızıllı aşiretinden olup Karabekir’in torunudur. Veli Bey 04.01.1998’de,
Fatma Hanım da 25.01.1996’da hayatlarını kaybetmiştir. O tarihlerde köyde elektrik ve suyun olmaması ve tek odalı bir evde on kişinin yaşamak zorunda olması çileli bir hayatın ilk işaretleridir. Bu yoksullukla birlikte, Ali Ataş gibi okumaya, saz çalmaya, oyuncağa, elektroniğe meraklı bir çocuğun ciddi sıkıntılar yaşamasına sebep olmuştur. Şimdilerde 68 yaşında olan
 
           Ali bu gün bile gördüğüm rüyalarda babamın o çekilmez baskılarının etkisi altındayım diyor. Ali Ataş’ın gerçek bir psikolojik hayat yaşadığı dediklerinden bellidir.
         ---------------------------------------------
         VAZ HOCASI OLMAK İSTER:
         Özellikle Ramazan aylarında Kayseri’den köylerine gelen bir vaazdan çok etkilenmiş. Kendisi de vaaz hocası olmaya karar verir. Ancak bir gün camide Kur’an okurken ezberini unutur, dışarı çıktığında yaşlı Mustafa isimli biri Ali’ye Kur’an öylemi okunur diyerek sert bir tokat atar. Ve böylece vaazlık hevesi de sönmüştür.
           EĞİTİMİ:   
            Ali köyde okul olmadığı için ahşap bir evde ilkokula başlar. Bu arada köy imamından dini dersler alır. Ali, ilkokulu köyünde bitirmiştir. Ancak sonraki tahsil hayatına devam edememiştir. İlkokul 3. sınıfta resim yapmaya başlar çok güzel Resimler yaparak öğretmeninin ve arkadaşlarının beğenisini  kazanır; 4. sınıfta şiir yazmaya başlar. Ali çok marifetli biridir. Okulda kırılan sıraları tamir eder sınıfların kırılan camlarını takar. Öğretmeni ve arkadaşları tarafından Ali Ataş’a  ‘Usta’lakabı takılır. Derslerinde oldukça başarılı olan Ataş’ın  öğretmeni Ali Asker Bey Ali’nin okuması için. Tüm masraflarını karşılayacağını vaat eder. Ancak babası ve annesi bunu kabul etmemişlerdir. Okumamaktan dert yanan Ali Ataş bir dörtlüğünde şöyle demiştir.
             -------------------------------------
             Felekten şimdiki aklım olsaydı,
             Ben de okur idim cahil kalmazdım. 
             Elden tutup yol gösteren olsaydı,
             Yürür idim yarı yolda kalmazdım.
              -------------------------------------
          Öğrencilik yıllarında gazete ve kitap okumayı çok seven Ali okuyacak ne gazete ne kitap bulabilir.  O tarihlerde köylerine katırlarıyla kitap satan Darendeli insanlar gelirmiş. Kitap almaya parası olmadığı için sergide kitapların kapak yazılarını okurmuş. Babasının kitap alacak parası yoktu.
            Orada bulunan Salman K. İsimli yaşlı adam Ali’ye; “bana baba de, sana istediğin kitapları alırım.” deyince hiç tereddüt etmeden yaşlı Salman amcaya baba der. Ali’ye 4 tane kitap alır. Sevinerek eve gelir.
           Babası evdeymiş “ kitapları nerden aldığını sorar” “Salman amcaya ‘baba’ dedim o aldı.” deyince babası sinirlenerek sayfalarını açmadığı kitapları elinden alır kimini ateşe atıp yakar kimini yırtar. Ve Ali’yi iyi bir döver. Hacı dayısında kitap olduğunu biliyordu.Ağlayarak dayısına gider. Dayısı emanet birkaç kitap verir. Korkusundan dayısı ile birlikte eve gelir. Babası yine kitapları elinde görünce çıldırır. “Bu defa kime baba dedin.” deyince dayısı “ Kitaplar benim emanet verdim. Okusun sonra alırım” der. 
          Ancak babası Ali’nin gazete ve kitap okumasını istemeyip devamlı tarlada bağda çalışmasını ister. Bu olay onun okuma aşkını daha da kamçılamıştır. Daha sonraları köy muhtarı Salman kahyadan aldığı gazeteleri büyük bir dikkatle okuyarak kendini geliştirmiştir. Sonraları Abdurrahim Karakoç’un kitaplarıyla tanışmış. Bu şaire hayran kalmış ve bu şairi kendisine örnek almıştır.1983–85 yıllarında Karakoç ile  iletişim halinde olmuştur. Karakoç’a ilk şiiri olan (Met etmişler üstadım) şiirini yazar gecikmeden Karakoç’tan cevap gelir. 
           PTT getirmiş bir mektup aldım,
           Seni bana met etmişler üstadım,
           Karakoç deyince düşünüp daldım,
           Seni bana met etmişler üstadım. (1983)
              -------------------------------------
                    Abdurrahim Karakoç’un Âşık Ali’nin yazdığı
     (met etmişler üstadım) adlı şiirine verdiği cevap  
            Beni sana muhkem âşık diyenler,
            Zayıf değil zorlu yalan söylemiş,
            Üç beş söz edeni âşık sayanlar,
            Kaçak değil yerli yalan söylemiş. (1983)
            -----------------------------
            CERİT’TE ÂŞIKLIK:
            Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesinde şu anda Âşık  Ali Ataş’la beraber bu bölgede tanınan Âşık Mağdur Ali, var. Âşıklık geleneğini sürdürmektedirler: Şairler Mevlüt Ozan, Mehmet Eyice, şiir yazmaya devam etmektedirler.
           -----------------------------------------------------
           ÂŞIKLIK GELENEĞİ İLE TANIŞMASI:
           Bunun için öncelikle bir sazının olması gerekmektedir. Bir yağ tenekesinden kendine bir saz yapıp çalmaya başlamıştır. Babasının tepki  göstereceğini düşünen Âşık Ali Ataş  saz çalmaya gizli, gizli başlamıştır.
 
          Âşık Ali Ataş, kendi el becerisi ve imkânlarıyla yaptığı sazı bir süre kullanmıştır. Bu dönemde saz çalmayı sevmiş ve ilerletmiştir. Biriktirdiği harçlıklarıyla bir saz almış ve saz çalmada  epeyce ustalaşmıştır. Köylü  artık ondan söz etmeye başlamıştır. Ancak   köy sakinleri Âşık Ali’nin babasına bu durumu adeta ihbar etmişlerdir. Bunun üzerine baba Veli Bey, Âli’nin sazını kırmıştır. Olayın akabinde Âşık Ali evini ve köyünü terk edip gurbete gider. Beş parasız, referans ve tanıdık olmaksızın Kahramanmaraş’a gelmiştir. Burada onu zorlu bir süreç beklemektedir. Fakat mücadeleci yapısı ve kıvrak zekâsıyla tüm Sorunların üstesinden gelmeyi bilmiş, hem hayat adına hem de âşıklık adına çok büyük tecrübe kazanmıştır.Âşık Ali Ataş, Kahramanmaraş’a geldikten
             Sonra saray altı mahallesinde Hüseyin Bey’in işlettiği bir hana yerleşmiştir. Bir yıl günlüğü 10 kuruşa bu handa kalmıştır. Bu dönemde hamallık, boyacılık, seyyar satıcılık ve fotoğrafçılık yapmıştır. Sonra yazdığı şiirleri matbaada çoğaltarak satmaya başlamış ve kazandığı paralarla bir saz satın almıştır. Ortam uygun olduğu zaman Etrafında toplananlara saz çalıp irticalen şiir söylemeye başlamıştır. Kendini geliştirmiş ve kendine olan  güveni artmıştır. Bu dönemde birçok şair ve âşıklarla atışmalar yapmıştır.
         ALİ MARİFETLİDİR:
         Ali küçük yaşlardan itibaren oyuncaklara da çok meraklıdır. Ama  o oyuncakları hazır bulmamıştır. Kendisi tenekeden kartondan tahtadan yapmıştır. Ancak babası Veli Bey buna da karşıdır. Her defasında kendi yaptığı oyuncaklarla oynamasına Engel olmaya çalışmıştır. Bununla kalmayıp ahşap bisikletini, uçurtmasını, kırar, su değirmenini, bozar. Bütün bunlar Âşık Ali üzerinde ciddi bir psikolojik baskıya dönüşmüştür. Yılmak nedir bilmeyen Ali kendisine yeni ilgi alanları oluşturmayı her zaman başarmıştır. Bir bisiklet dinamosuna taktığı ahşap kanatlarla rüzgârdan elektrik üretmiş. O dönemde gazyağı lambasıyla aydınlanan evlerini ailesini elektrikle tanıştırmıştır. Velhasıl baba Ali’yi ne kadar engellemeye çalışsa da baş edemez.
            ASKERLİĞİ:
            Ali, askerlik eğitimine 22 Kasım 1968’de Sivas Temeltepe’de başlamış, daha sonra Tokat’a Tokat’tan da Erzurum Pasinler’e gitmiştir. 16 ay Pasinler’de kalır daha sonra tüm alay Kars’ın Sarıkamış ilçesine taşınır.
          Sarıkamış’ta 4 ay kalır. Askerlik görevini Sarıkamış’ta tamamlar. Askerlik görevine başladığı ilk dönemlerden itibaren eve mektup yazarak sazını istemiş askerlik döneminde de çalıp söylemiştir. 24 ay askerliğin ardından köyüne dönen Âşık Ali 2 yıl  Çukurovalarda çapa ve pamuk toplama işlerinde çalışır. Kendine bir iş edinmeyi düşünen Âşık Ali radyo tamirciliğiyle ilgili dergi ve kitaplardan hareketle, 1 yıl içerisinde kendi kendine radyo tamirciliğini A-Z ye öğrenmiş, radyonun lehim işlerini gazocaklarında demir ısıtarak yapar. Geçimini de bu işten sağlamıştır.
         1984’de köyüne elektrik gelir. Yine dergi ve kitaplardan yararlanarak televizyon tamirciliğini de öğrenerek mesleğini geliştirmiştir. Âşık Ali köye gelen elektrik tesisat ustalarını izleyerek bu sistemi de öğrenmiştir. Bu dönemde evine elektrik almak isteyenlerin tesisatlarını ek iş olarak döşemiştir. Elektrik ve elektroniğe özel bir yeteneği olan
          Ali Ataş yine dergilerden temin ettiği şemalardan köyüne bir radyo vericisi kurmuştur. Uzun orta ve kısa dalgadan köye müzik yayını yapmaya başlamıştır. Günde bir saat yaptığı bu yayını 1992’den 2001’e kadar devam ettirmiştir.
           2001’de bir şikâyet üzerine mahkeme kararıyla yayını durdurulmuştur. Ali seksenli yıllarda kendi dükkânı için geliştirdiği telesekreterli telefonu da a’dan z’ye kendisi yapıp on yıl sorunsuz kullanmıştır. Hiçbir elektrik-elektronik eğitimi almadan başardıklarıyla ilgili bilim dünyasının da tanıyıp tanıtması gereken bir kişidir.
         -------------------------
         MAHLASI: (âşık)
         Âşık Ali’nin 1967 yılında Elbistan’ın Ekinözü kasabasına gitmesi, onun için âşıklık yolunda dönüm noktası olmuştur. Âşık
Ali Ataş kendi şöhretinden habersizdir. Ancak sağında solunda ünlü bir âşığın içmeye geldiği konuşulmaktadır Kendisi de bu ünlü âşığı merak etmektedir. Dilden dile dolaşan âşığın kendisi olduğunu çok geçmeden anlamıştır. Halk tarafından kahveye davet edilmiş. Bu çapta bir ilgiyle ilk kez karşılaşmıştır. Halka şu dörtlükle kendini tanıtmıştır:
            -----------------------
            Merak edip sorarsanız
            Cerit’liyim, Efendiler
            Sorup araştırırsanız
            Cerit’liyim, Efendiler
            -----------------------
        Âşık Ali Ataş, Elbistan’ın Ekinözü kasabasında gördüğü bu ilgi ve sevgiden sonra şiirlerinde Âşık mahlasını kullanmaya başlamıştır.
            ------------------------------------------------   
            ETKİLENDİĞİ ÂŞIK VE ŞAİRLER:
            Âşık Ali Ataş, Kahramanmaraşlı  olması nedeniyle de dikkatini çeken Âşık Mahsuni Şerif olmuştur. Aşığın bazı eserlerini kendi sazı kendi sesi ile seslendirmiştir. Âşık Ali Abdurrahim Karakoç’a şiir ve mektup yazarak sürekli iletişim halinde olmuştur. Ancak Âşık Ali son yıllarda  üstadı Abdurrahim Karakoç’la görüşememiştir. Âşık Ali her zaman üstadına olan saygısını, Bağlılığını hem dizelerinde hem konuşmalarında ısrarla vurgulamıştır. Çünkü Karakoç onun için vazgeçilmez bir dost, bir ustadır ve öyle de kalacaktır.7 Haziran 2012 tarihinde hakkın rahmetine kavuşan üstadına yazdığı şiirden bir örnek:
            -----------------------------------
            Derya seli gibi akan ırmaktın
            Acı haberinle herkesi yaktın
            Bunca şairleri yetim bıraktın
            Ölümün bizleri üzdü Karakoç
             ------------------------------------
        Şiirin devamı şairin 2. kitabı olan (Anlatamadım
kitabının 135. sayfasında yer almaktadır.
        ----------------------------------
        ALİ ATAŞ İNTERNETTE:
        Âşık Ali, 04 Mart 2003 tarihinde bilgisayar ve internet ile
tanışır. Ali Ataş Hasan Üstgül’ün kurduğu web sayfasıyla Çağlayancerit’in tanınmasına büyük katkıda bulunur. Şiirlerini ve ilçeyle ilgili bilgileri, gelenek ve görenekleri, günlük, haberleri,
Sayfalarında yayınlar. Bu web sitesi sayesinde hem kendisini hem de Çağlayancerit’i çok geniş bir kitleye tanıtma imkânı bulmuştur. Sanal âlemde birçok arkadaş ve şair dostlar edinir.
 
Kommentare (0) >>
Kommentar schreiben

Sie müssen angemeldet sein, um einen Kommentar abzugeben. Bitte registrieren, wenn Sie noch kein Konto haben.


busy