bayrak taşıyanlar

Aşık Ali Aksu tvde

Aksu tv deyim

Üye girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

6.ceviz festivali dinleyin

Tanıtıyoruz

ÖZLÜ SÖZLER

"HAFTA SONU PAZAR ÖMRÜN SONU MEZAR ZENGİN OLSAN NE YAZAR MEZARINI EL KAZAR"

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

sayaç.

ANASAYFA arrow CERİDOĞULLARI
KEZİBAN HATUN CAMİİ
Kahramanmaraş - Çağlayancerit - Kezban Hatun (Pınarbaşı) Camii
KEZBAN HATUN (PINARBAŞI) CAMİİ
Yeri : Çağlayancerit İlçesi
Adresi : İstiklal Mahallesi Kezban Hatun Caddesi
Adı : Kezban Hatun Camii
Türü : Camii
Tarihi : 18. Yüzyılın sonları
Yaptıran (Banisi) : Kezban Hatun
Kullanım Durumu: Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülkiyetinde. Kullanımı Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredilmiş olup ibadete açık.
 
İnceleme: Yapının inşa kitabesi günümüze ulaşmadığı için yapım tarihi bilinmiyor. Fakat 16 Cemaziye’l-ahir 1227 Hicri / 28 Mayıs 1812 tarihli arşiv belgesinde caminin imamı hakkında bilgi verilerek yapının hayır sahibi Kezban Hatun tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Bu belge ışığında caminin 18. yüzyıl sonlarına doğru inşa edildiği düşünülmektedir.
 
Mimari: İlçeye hâkim bir tepenin eteğinde eğimli bir arazi üzerine inşa edilen cami, günümüze bazı onarım ve ilavelerle gelmiştir. Yapı, orijinal özelliklerini kısmen yitirmiştir. Tespit edilebildiği kadarıyla ilk tamir, harimdeki ahşap kirişin üzerine yazılan kitabeye göre, Muharrem 1277 Hicri / Temmuz 1860 yılında yapılmıştır. Bu onarım sırasında ahşap tavanın yenilendiği ve örtü sisteminde yer alan bitkisel bezemeler ile kitabelerin yazıldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca, harimin güney tarafına yerleştirilen ön mekanın da bu tamir sırasında ilave edildiği düşünülmektedir. Güney cephenin batı tarafında 1960 tarihli ikinci tamir kitabesi bulunmaktadır. Bu onarım sırasında harim kısmı batı ve güney taraflardan 5 m genişletilerek, batı cephenin alt katına dört dükkan yapılmıştır. Böylece cami, batı cepheden iki katlı bir görünüş sergilemektedir. Yapının güneydoğu köşesinde yer alan tek şerefeli kesme taş minare ise 1967 yılında yapılmış olup, bu tarihte caminin de tamir gördüğü anlaşılmaktadır. Yapı en son 1998 yılında tamir edilmiştir. Onarımlar sırasında duvarlar içten sıvanarak badana edilmiş, ahşap kirişlemeli düz toprak dam, üstten kırma sac çatı ile kapatılmıştır.
 
Yapı, ahşap tavanlı camiler gurubuna girer. Cami, doğu-batı doğrultusunda eğimli alanın düzlenmesiyle oluşturulan bir zemin üzerine inşa edilmiştir. Bundan dolayı doğu cephe tepeye yaslandığı için duvarın önemli bir kısmı toprağın altında kalmıştır. Cami, hafif çarpık planlı olup dıştan yaklaşık 18.60 x 18.80 m ölçülerinde harim, güney tarafına yerleştirilen 6.30 x 12.60 m boyutlarında ön mekan ve bu hacmin güneydoğu köşesinde tek şerefeli minareden oluşur. Ayrıca onarımlar sırasında topografik yapısından faydalanarak batı cephenin alt katına ortalama 3.50 x 4.10 boyutlarında dört dükkan yapılmıştır. Caminin yaklaşık 10 m kadar güneybatı tarafında sekiz taş basamaklı merdivenlerle inilen kaynak su bulunmaktadır. Bu sudan cemaat  hem abdest almakta hemde çevredeki insanlar faydalanmaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi camii onarımlar sırasında yapılan ilavelerle genişletilmiştir. Alt kattaki dükkanlar, harimin güneyindeki mekan ve minare sonradan yapılmıştır. Orijinalinde caminin dıştan yaklaşık 13.50 x 13.70 ölçülerinde sadece harim kısmından ibaret olduğu anlaşılmaktadır.
 
Yapının duvarlarında ince yonu ve moloz taş; mihrap, minare, paye ve kemerlerde ince yonu taş; tavanda ise ahşap malzeme kullanılmıştır. Caminin monotonluğu güney, kuzey ve batı duvarlarında açılan dikdörtgen kesitli pencerelerle giderilmeye çalışılmıştır. Yapının doğu cephesi tepeden dolayı ömenli ölçüde toprağın altında kaldığı için burada pencereye yer verilmemiştir.
 
Batı cepheden iki katlı bir görünüşe sahip olan camiye, batı cephenin güney tarafında yer alan on dokuz  taş basamaklı merdivenden çıkılarak harimin güney tarafındaki ön mekana ulaşılır. 1860 yılındaki onarımlar sırasında ilave edildiği anlaşılan bu hacim, arsanın yetersiz olması nedeniyle harimin güney tarafına yerleştirilmiştir. Ön mekan iki ahşap ayak dizisiyle doğu-batı doğrultusunda iki sahına ayrılarak, ahşap kirişlemeli düz toprak dam ile kapatılmış ve sonradan üstten kırma sac ile örtülmüştür. Bu hacmin batı cephesinde hafif sivri kemerli iki açıklığa yer verilmek suretiyle çevrenin manzarasından istifade edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca ön mekanın orta kısmına zeminden biraz yüksek tutulan çardak yapılarak kıble tarafına basitçe ahşap mihrap yerleştirilmiştir. Burasının yaz mevsiminde hem namaz kılmak hem de oturmak maksadıyla yapıldığı anlaşılmaktadır. 
 
Harim kısmına güney duvarın doğu köşesinde ve kuzey duvarın batı tarafında n açılan dikdörtgen kesitli iki kapıdan girilir. Arazinin topografik yapısından dolayı kuzey cephedeki yapıya beton basamaklı merdivenle ulaşılmaktadır. Güney duvarındaki kapı orijinal olmayıp, 1860 yılındaki onarımlar sırasında ön mekan eklenince, harime girmek için bu kapının açıldığı anlaşılmaktadır.
 
Hafif çarpık planlı olan harim, içten yaklaşık 16.80 x 17.00 m. Ölçülerinde olup onarımlar sırasında genişletilerek bazı değişiklikler yapılmıştır. İç mekan, birbirine dörder adet sivri kemerle bağlanan üç sıra kesme taş paye ile mihraba paralel dört sahna ayrılmıştır. Kuzey taraftaki sahnın iki kemeri sonradan kapatılarak basit bir oda şekline dönüştürülmüş ve üst katı mahfil şeklinde düzenlenmiştir. Yanlarda duvarlara, ortada kagir kemerlere oturan 3.85 m. yüksekliğindeki ahşap kirişlemeli toprak dam sonradan kırma sac çatı ile kapatılmıştır. İö mekan alttan güney duvarında iki, batı duvarında dört, üstten kuzey duvarında iki adet olmak üzere toplam sekiz dikdörtgen kesitli pencerelerle aydınlatılmıştır. Güney duvarında yan yana iki mihrap bulunmaktadır. Kıble duvarının doğu tarafında yer alan 0.60 x 1.02 x 1.50 m. boyutlarında, sivri kemerli ve yarım daire kesitli nişe sahip olan mihrap orijinal olup fonksiyonunu kaybetmiş ve içine vaaz kürsüsü yerleştirilmiştir. Günümüzde kullanılan mihrap ise 1970 yılında sarımtırak renkli ince yonu taştan yapılmıştır. Sonradan harim genişletilip orijinal mihrap kıble duvarının doğusunda kalınca duvarın ortalarına ikinci mihrabın yapıldığı anlaşılmaktadır. Batı köşeye yerleştirilen sekiz basamaklı ahşap minber orijinal değildir. Ayrıca kuzey tarafta üçüncü sahnın doğu tarafına ahşap mahfil yapılmıştır.
 
Orijinalde caminin içten yaklaşık 11.80 x 11.90 m. ölçülerinde harim kısmından oluştuğu birbirine üçer adet sivri kemerle bağlanan iki sıra kesme taş paye ile mihraba paralel üç sahna ayrıldığı ve ahşap kirişlemeli toprak dam ile kapatıldığı anlaşılmaktadır. İç mekana ise, kuzey duvarının ortasında ve mihrabın ekseninde açılan kapıdan girilmekteydi. Cami ihtiyaca cevap vermeyince 1960 yılında harim, batı ve kuzey taraftan beşer metre genişletilmiştir. Böylece batı tarafa birer kemer gözü ile kuzey tarafa bir sahın ilave edilerek şimdiki şekline dönüştürülmüştür. Batı tarafa genişletme yapılırken arazinin topografik yapısından faydalanılarak önce alt kata dört dükkan yapılmış ve dükkanların üstü harimin genişletilen kısmını oluşturmuştur. Önceden iç mekanın güney ve kuzey duvarlarında ikişer, batı duvarında üç adet olmak üzere toplam yedi pencereyle aydınlatıldığı düşünülmektedir.
 
Ön mekânın güneydoğu köşesine yerleştirilen tek şerefeli kesme taş minare, üzerindeki kitabeye göre 1967 yılında yapılmıştır.
 
Süsleme: Cami sade inşa edilmekle beraber dikkat çekici bezeme ahşap tavanda görülür. Harim ile ön mekanın tavan kirişleri Barok sanatının etkilerini taşıyan kalem işi tekniğinde işlenen bitkisel motiflerle bezenerek yapının monotonluğu giderilmeye çalışılmıştır. Bu süslemelerin az bir kısmı günümüze kadar gelmiştir. Kalem işi bezemeler, kartuş içerisine boya ile yazılan kitabeye göre Üstad Hacı Abdurrahman et-Tarik adında bir usta tarafından Muharrem 1277 H. / Temmuz 1860 M. tarihinde onarımlar sırasında yapılmıştır.
 
Kirişler açık kırmızı ve açık yeşil renge boyanmış ve desenlerde pembe, kırmızı, mor, mavi, beyaz ve yeşil renkler kullanılmıştır. Kirişlerin baş kısımları palmet ve realist üslupta işlenen çeşitli çiçek motifleriyle, orta bölümleri ise yine realist üslupta yapılan çiçek ve geometrik  desenlerle dekore edilmiştir. Kişirlerin alt kısmına çakılan pervazlar ile kirişlerin arasına yerleştirilen tahtalar da yine realist üslupta işlenen çeşitli çiçek motifleri, ibrik vazo desenleriyle bezenmiştir.
 
Harim ile ön mekanda kirişlerin alt kısmına çakılan pervazlar, kartuşlar içersine nesih hatla yazılan kitabelerle dekore edilmiştir. Kartuşların uçları palmet motifleriyle sonuçlanmaktadır. Yazılar farklı renklerdeki zemin üzerine yazılarak daha renkli bir atmosfer oluşturulmaya çalışılmıştır. Maalesef kartuşlardaki yazıların bir kısmı tahrip olmuştur. Caminin kalem işi tekniği ile yapılan bezemelerinde Kahramanmaraş Ulu Camii’ne 1780 yılındaki onarımlar sırasında aynı teknikle yapılan süslemelerin etkileri görülür. Sanatçının Ulu Camii’ndeki bezemelerden etkilendiği anlaşılmaktadır.
 
Kitabe: Caminin tamir kitabesi, minarenin inşa kitabesi ve ön mekan ile harimin ahşap tavanında çeşitli kitabeler bulunmaktadır.
 
§                                 Tamir Kitabesi: Caminin güney cephesinin batı tarafına farklı ebatlarda iki taş kitabe yerleştirilmiştir. Kitabe yaklaşık 0.25 x 0.60 m. ölçülerindeki taş levhaya iki satır halinde yazılmıştır. Kitabede şunlar yazmaktadır:
 
1. Bismillahirrahmanirrahim (Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla)
             2. İnna fetahna leke fethan mubina. 5 Eylül 1960
 
             Diğer kitabe ise 0.15 x 0.25 m. boyutlarında olup üç satırdan oluşmaktadır:
 
             1. Üstad
             2. Hacı İbrahim
             3. Karagedik
 
                 Kitabeye göre cami Üstat Hacı İbrahim Karagedik tarafından 5 Eylül 1960 tarihinde tamir edilmiştir.       
 
§                                 Minarenin İnşa Kitabesi : Kitabe taş levha üzerine üç satır halinde yazılmıştır :
 
1.     Hased münafık Cehennem yeri görsün
2.     O yatsın cennet inayeti
3.     Er-Rahman Er-Rahimin.  03.09.1967
 
Kitabeye göre minare 3 Eylül 1967 tarihinde yapılmıştır.
 
§                                 Ön Mekan: Ön mekanda dikkati çeken yazılar, tavan kirişlerinin alt kısmına çakılan pervazlarda görülür. Pervazlara yaklaşık 0.12 x 0.60 m. ölçülerindeki kartuşlar içerisine nesih hat ile bazı manzum ifadeler yazılmıştır. Kitabelerin bir kısmı tahrip olmuş sadece on dört kartuştaki yazılar okunabilmiştir :
 
1.     Hasan ile Hüseyin Kerbela’dadır
2.     Kamu ashab … her ikisi
3.     Ki velleyli iza yağşa
4.     Kimi a’maline mağrur kimi malına mağrur
5.     Kimi aşık kimi maşuk bu alem mübteladır hep
6.     Çeharımız menba-ı ilm-i şecaat
7.     Nice medh etmeyim o lezzat- paki
8.     Anın meddah çünki ‘’hel eta’’ dır
9.     Cihanın cümle mal u menal u mansıb u cahı
10. Benim ömrüm benim canım hebadır hep hevadır hep
11. Ezel talim ederken aşkı hocam bir beladır hep
12. Bu şimdi çekdüğüm derdü belalar ol beladır hep
13. Saf zanneleyleyip malı yersin gerçi ey hoca
14. Senin zevk u safa sandıkların derd-i inaddır hep
 
§                                 Harim Kısmı : Tavan kirişlerinin alt kısmına çakılan pervazlara yaklaşık 0.12 x 0.60 m. ölçülerindeki kartuşlar içerisine nesih hat ile manzum ifadeler yazılmıştır. Aynı zamanda kartuşlara kitabeyi yazan sanatkarın adı ile yazım tarihi de kaydedilmiştir. Fakat kitabelerin bir kısmı tahrip olmuş, sadece on sekiz kartuştaki yazılar okunabilmiştir :
 
1.     Bu dünya bir beka  cennet cehennem masivadır hep
2.     Hudadan gayrıya meyl idüb ah etmek hebadır hep
3.     Zayi etme ya İlahi sen bunların ecrini
4.     Ecrihum cennat-ı adn hurlarla hem huli
5.     Cennete layık ibadet kıl bunların ya Kerim
6.     Pes rızan içün imaret kıldılar bu hayratı
7.     Haza Cami’i Şerif
8.     Üstad El-Hacı Abdurrahman et-Tarik
9.     Ona dahi kerem babın küşad eyleye
10. Din-i iman dahi Kur’an ola hemrah onlara
11. Gülşen-i Cennet içinde olalar hem bülbülü
12. Mahiri dai dedi tarihin
13. Bin iki yüz yetmiş yedi Muharremi
14.  Bin iki yüz yetmiş yedi Muharremi
15. Ahmedi Dai olubdur bade-i tamir kim
16. Şad u mesrur ola daim bula devler-i kamili
17. Gerek dara gerek cem gerek... Rüstem…
18. Eşiğinde Huda’nın cümlesi kemter-i gedadır hep
 
Harim kısmındaki kartuşa yazılan kitabeye göre caminin ahşap tavanın da yer alan bütün kalem işi bezemeler, ‘’Üstad Hacı Abdurrahman et-Tarik tarafından Muharrem 1277 H./ Temmuz 1860 M. tarihinde yapılmıştır. Aynı zamanda bu tarihte caminin gördüğü anlaşılmaktadır.
 
 (Prof. Dr. Mehmet Özkarcı, Türk Kültür Varlıkları Envarteri Kahramanmaraş)
 
 
Çağlayancerit ilçesinin wn waki tarihi mekanlarından birisi olan Kezban Hatun Camii'nin 1812 yılında Kezban Hatun tarafından yaptırıldığı söylense de caminin ne zaman yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Kahramanmaraş'ta bulunan Ulucami ile banzerlik göstermektedir. Ulu Cami’yi, kitabesinden öğrenildiğine göre, Dulkadiroğulları’ndan Süleyman oğlu Alâüdevle Bey 1496 yılında yaptırmıştır. Kezban Hatun Camii’nin Kahramanmaraş’ta bulunan Ulu Camii ile benzer özellikler göstermesi Kezban Hatun Camii’nin de Dulkadiroğulları zamanında yaptırılmış olabileceği ihtimali üzerinde durulmaktadır. Camii, 2009 yılında restore edilmiştir.
 
Yaşlıların anlattığına göre caminin ağaçları Öksüz Dağı eteklerinden imece usulü ile getirilmiş ve işlenerek döşenmiştir. Mertekler süslü ve boyalıdır. 1980 li yıllarda çatı yapılmıştır. 06.09.1967 de minaresi yapılmıştır. Caminin kıble yönünde bir pınar vardır. Bu pınarın suyu caminin altıdaki kaylıklardan çıkmaktadır. Bu pınar yıllarca Çağlayanceritli’nin içme suyu ihtiyacını karşılayan tek kaynaktı. Şebeke suyu yokken ilçenin kadınları ellerinde kovalarla gelir ve bu pınardan su doldururlardı. Çamaşırlarını da çevirme denilen ve herkesin ortak kullandığı bu pınarın suyunun aktağı yerde yıkarlardı. Hayvanlarını da bu suda sularlardı. Tarla ve bahçelerini de bu su ile sulamışlardır ve hala sulamaktadırlar. Önemli bir su kaynağıdır. Bu pınarda geceleri balıklar çıkmaktadır. Bu balıların bu pınardan çıkması acaba bu pınarın altında nehir mi var düşüncesini akla getirmektedir. Şimdilerde bu pınarın doğallığı bozulmuştur. Kezban Hatun denilen kadının kim olduğu bilinmemektedir. Kezban Hatun olarak anılan hanımın bu camiyi onardığı sanılmaktadır. Camiye bu isim daha çok yakınlarda konmuştur. Daha önce Pınarbaşı Camii olarak anılırdı.
 
 Kezban Hatun’un Engizekli olduğu söylense de hangi sülaleden olduğu kesin olarak bilinmemektedir. Kezban Hatun bir gün Cerit’e gelir. Büyük pınarı görür bu pınarın başına bir camii yapılmasını ister. Köyde ileri gelen birkaç ustayı çağırır. Buraya bir cami yapılacak der. Cami yapılacak yerin sert bir kayalık olduğu için ustalar bu sert kayalar üzerine cami yapılmaz derler. Kezban Hatun, belindeki kuşağı çözer ustalara bir kese dolusu altın verir. Altını alan ustalar tamam deyip camii inşasına başlarlar. Ve birkaç ay içerisinde cami yapımı tamamlanır. Bazılarına göre ise Kezban Hatun, bu caminin yapımını değil onarımını sağlamıştır. Bu konuda sağlıklı bir bilgi mevcut değildir.
 
Duvarlarının taş, harcının yakılmış kireç ve kum karışımı olduğu sıvasının da kireç ve kum karışımından yapıldığı bellidir. Cami tamamen zemin kayalar üzerine inşa edildiği gibi doğusu kayalara yaslanmaktadır. Duvarının kalınlığı 90 cm. Yüksekliği 4 metredir. Suların bol olduğu senelerde bu duvardan sular sızardı. Caminin üzeri mertek diye tabir ettiğimiz kamalak ve ardıç ağaçlardan döşenmiş. Mertekler Yaklaşık 3 ila 4 metre boyunda. Merteklerin üzerine çapkı döşenmiş, üzeri toprak dam ile kaplanmış.
 
Cami yaptırma derneği başkanı Nazmi TÜKEL sabah namazı vaktinde cami cemaatine seslenerek "cami için ağaç kesmeye gidilecek" çağrısıyla herkes bir yerde toplanıp camiye yardıma koşmuşlardır. Yaşlıların anlattığına göre bazı merteklerin cami yakınlarından kesildiği diğerlerinin Öksüz Dağı eteklerinden getirilmiş ve eski merteklere özenerek yeni merteklerin üzerleri kök boya olmadığı için yağlı boyalarla işlenerek döşenmiştir. Tüm mertekler süslü ve boyalıdır. İlk tarihte mertekler arasına konulan tahtaların üzerine kök boyalarla yapılmış çiçek ve ayetlerle süslenmiştir.
 
Caminin üzeri toprak ve çapkı iken 1980’li yıllarda üzerindeki çapkılar kaldırılarak yerine tahta döşendi. Merteklerin orijinalliği bozulmadan yerlerine tekrar konuldu. Ve üzeri çatı yapılarak saç yapıldı. Karlı ve yağmurlu havalarda akmasının önüne geçilmiş oldu. 1959’lu yıllarda köylüler tarafından caminin büyütülmesi düşünülür. Kimileri buna karşı çıksa da nihayet camiye bazı ilaveler yapılmasına karar verilir. Taşları, halk  bir kilometre mesafeden sırtlarıyla ve merkepleriyle taşımışlardır. Camide yapılan tadilatta caminin giriş kapısının üzerinde mertekler arasına konulan bir tahtaya tarihin Arapça harflerle yazılı olduğu ancak tadilat sırasında tahtanın kaybolduğu söylenmektedir. Fakat tadilat sırasında duvara konulan bir taş üzerine (1275) tarihi yazılı olduğunu da belirtelim.
 
Bılız lakaplı kalaycı Ahmet YURTAL ve Topuz Sarı lakaplı Salman ÇELEBİ tarafından taşlar yontuldu yapılan ek bölümün duvarı yontma taşlarla yapıldı. Cami, bir misli büyütüldü. Alt katına tane tane dükkân yapıldı. Bir müddet bu dükkânlar kiraya verilerek camiye gelir  elde edildi. Böylece caminin eskiye dair sadece mihrabı, kantarmaları ve mertekleri kalmış diyebiliriz. 1970’li yıllarda Mehmet KARASU isimli ustaya yeni mihrap yaptırıldı. Camiye, kıble tarafından doğrudan girilmektedir. Yapılan tadilatta kuzeyinden ikinci bir kapı açılmıştır. Bu kapıya taş merdiven ile çıkılmaktadır. Batısında cami ile beraber yapıldığı tahmin edilen eski taş merdivenle çıkılmaktadır.
 
Caminin minaresi hayırsever vatandaşlar tarafından 1967 yılında yaptırılmıştır. Tarihi Kezban Hatun Camii’nin alt köşe batısında bir de pınar vardır. Kayaların altından çıkan su yıllardır Çağlayancerit’in tek içme suyu olarak kullanılmıştır. Tabi o zamanlarda çeşme olmadığı için köyün gelini kızı bu pınardan bakraçlarla evlerine su taşımak suretiyle içme suyu olarak, çamaşır ve bulaşık yıkamak için  kullanmışlardır ve ayrıca hayvanlarını sulamışlardır. Suyun bol olduğu yıllarda camiye çıkılan eski taş merdivenden caminin avlu duvarlarından sular fışkırırdı. 1984 yılında ilkbahar’a doğru yağan şiddetli yağmur sonucu Zorkun Çayı’nın taşmasıyla pınar başında bulunan iki tane dut ağacı yıkıldı. Pınar tamamen kaya ve çamurlarla doldu. Halk pınardan haftalarca çamur ve taş temizlediler.
 
Pınar yıllarca Çağlayanceritlinin içme su ihtiyacını karşılayan tek kaynaktı. Bu su Çağlayancerit’in hayat suyudur. O tarihlerde hiçbir ailenin evinde banyosu yoktu. Pınarın yirmi metre yakınına Çeşme denilen mekânda köy kadınları nöbetleşerek en az on aile bir arada ateş yakıp su ısıtarak çamaşırlarını yıkarlardı. Bu pınarın suyu ile İstiklal ve Fatih mahallelerinde bulunan araziler sulanmaktaydı. Kış aylarında buğulanarak ılık akar. Yaz aylarında ise çok soğuk suyu vardır. Geceleri pınarda balık sürüleri dolaşırdı. Akşam namazı sonrası çıkıp pınarın göl bölümünde yayılır sabah namazı suyun gözüne geri dönerlerdi.
 
Balık avlamak için bir vatandaş tarafından pınarın gözüne dinamit atıldı. Hiç bir balık ölmedi. Patlama sonucu pınarın suyu azaldı.  Köye zamanında bazı mühendisler geldi pınarın kaynağının iki göz olduğunu kaynağın büyük bir nehir olduğunu gözün bir bölümünün karşıdaki kayalıklardan geldiği diğer gözün caminin altından çıktığını söylemişlerdi. Pınarbaşı Köyün eski pazaryeri olarak ta bilinir. Cuma günleri çevre köylerden gelen insanlar bu pazardan alış veriş yapıp evlerine dönerlerdi.
 
Kezban Hatun Camii’nin hemen yanı başında bulunan pınar, İlçenin en önemli su kaynağıdır. İlçe ilk önce bu su kaynağının başında kurulmuştur.İlçenin kuzeyindedir. Say dediğimiz kayalık dağın eteklerinden doğmaktadır. Hemen Kezban Hatun (Pınarbaşı) Camii’nin altındadır. Yazları soğuk akarken kışları oldukça ılık akar. İlçede şebeke suyu yokken insanlar hem kendi hem de hayvan sulama ihtiyaçlarını bu pınardan sağlarlardı. Kadınlar, kızlar bakraç ve kovaları ile bu pınardan evlerine su taşırlardı. Aynı zamanda pınardan ayrılan iki kanal (ark) ile ilçenin güneyindeki bahçe ve tarlalar (köyün önü) bu su ile sulanmaktadır. Su oldukça kaliteli ve temizdir. Geniş bir araziyi sulayacak kadar da çok akmaktadır. Bu pınardan geceleri balıklar dışarı çıkmakta bir görünüp bir kaybolmaktadır. Suyun yeryüzüne çıktığı alan küçük ve dar bir yer olduğundan balıkların nerden geldiği bilinmemektedir. Bu balıklar kimilerince kutsal sayılmaktadır. Öyle ki,  yer altında büyük bir su deposu olduğu veya civardan koca bir ırmak aktığı ihtimalini bile akla getirmektedir. Bu pınar üstündeki cami ile özdeşleşmiş  ve bu caminin abdest alma ihtiyacını karşıladığını söyleyebiliriz. Pınarın başında yapılan eskiden Çevirme denilen bir binada insanlar çamaşırlarını bu su ile ortak bir alanda yıkamaktaydılar. Ayrıca bir tane de umumi hela (tuvalet) yapılmıştır. Eskiden insanlar Cuma günleri bu pınarın başında toplanır ve alışverişlerini bu alanda yaparlardı. Burası adeta bir panayır alanı gibiydi. Bütün dükkanlar bu suyun başında yer alırdı. Bu su gerçekten ilçe için hayati öneme haizdir.Eskiler, pınarın insan eli değmeden önce kendi doğal yapısının çok güzel olduğundan bahsederler. Zaman zaman pınarın bu doğal yapısı bir takım müdahalelerle bozulmuştur.
--------------------
Kaynak site:
https://www.facebook.com/notes/kahramanmara%C5%9F-foto%C4%9Fraf-payla%C5%9Fim-grubu/kahramanmara%C5%9F-%C3%A7a%C4%9Flayancerit-kezban-hatun-p%C4%B1narba%C5%9F%C4%B1-camii/521176751259348