bayrak taşıyanlar

Aşık Ali Aksu tvde

Aksu tv deyim

Üye girişi






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

VİDEO LİNKLERİ

Aşık Ali Seçme Şiirleri

ÖZLÜ SÖZLER

HAYATIN TEMELİ İKİ YOLDAN İBARETTİR BİRİ GELİŞ DİĞERİ GİDİŞ.

Aşık Ali Yaralandım

Yaralandım Gurbet elde

Eczaneler

ECZANELER İLETİŞİM



ÇAĞLAYAN ECZANE
------İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2515
FAX: 0344 351 2515
GSM:0536 377 0836
********






DEVA ECZANESİ
----- İLETİŞİM -----
TEL: 0344 351 2204
FAX: O344 351 2204
GSM: 0533 543 2362
********

sayyaç

ANASAYFA arrow DİĞER BAŞLIKLAR arrow Benim yazdıklarım arrow DÜNYANIN DENGESİ Mİ BOZULDU?
DÜNYANIN DENGESİ Mİ BOZULDU?

   DÜNYANIN DENGESİ Mİ BOZULDU?

    Yaşadığımız dünya her geçen gün biraz daha kirleniyor, doğallığını kaybediyor. Kuraklıklar, sel felaketleri, sıcaklıklar,Fırtınalar derken biz insanoğlunu zor günler bekliyor gibi.

    Ölümcül hastalıklarla boğuşmak durumunda kalıyoruz. Hastalıkların ardı arkası kesilmiyor. Hastaneye gidiyoruz hastane koridorlarında insanda geçilmiyor. Sanki insanların hepsi hastalanmış sağlam kimse yok gibi.

    Cerit Halk’ından bahsedersek kırk yıl önce kimse hastalanmazdı. Arada bir grip ve soğuk algınlığı olurdu bir gripin yutar veya tarhanayı kaynatır içerisine bir avuç kırmızıbiber koyar içer yorganı başımıza çeker yatardık sabahleyin yataktan hiçbir şey olmamış gibi dinç kalkardık.

O tarihlerde köyde kanser hastalığının adı yoktu.

    Şimdiyse akıla fikire gelmedik çeşitli hastalıklar kanser çeşitleriyle karşı karşıyayız. Günümüzde teknoloji o kadar ilerlediği halde vatandaş üç beş doktor değişmedikçe hastalığı bilinmiyor buna şahidim. Hastalık son hitabe gelene kadar bilemiyorlar. Daha önceleri rahatsızlanır doktora giderdik doktor ya bir kutu iğne ya bir kutu hap yazardı kullanırdık hiçbir rahatsızlığımız kalmazdı.

    Dört mevsimi rahat yaşardık. Şimdiyse mevsimler bir birine karıştı. Bakıyorsunuz kış ortasında temmuz sıcakları ve ağaçlar çiçek açıyor. Temmuz sıcağında kar kış fırtına yağmur sel felaketleri yaşıyoruz.

    Yine Cerit’ten bahsedersek kırk yıl önce ektiğimiz ekinler, meyveler, sebzeler ilaçlanmaz gübre atılmazdı. Her şeyimiz doğaldı. Bereketli mahsullerimiz olurdu. Hele cevizlerimiz tükenmezdi.

     Cerit’te her ailenin otuz kırk bin cevizi gelirdi. Bizim kendimizin altmış bin cevizimiz olurdu şimdi aynı cevizlerden on beş bin ceviz alamıyoruz. Üç dört dönüm tarlaya buğday ekerdik iki üç ton buğday alırdık. İlaç nedir gübre nedir bilmezdik.

    Şimdiyse mevsimler ve bitkiler dahası her şey doğallığını yitirdi. Şimdi ekin ekiyoruz daha topraktan çıkmadan kurumaya başlıyor. Vatandaşın aldığı mahsul masrafını korumuyor. Bu zamanda gübresiz ilaçsız ne meyve ne sebze ne ekin yetiştirebiliyoruz.

    Bilim adamları ozon tabakasının yukaldığını delinmek üzere olduğun söylüyorlar. Felaketlerin daha da artacağından söz ediyorlar. Bizler önceleri fırtına ve sel, felaketi, bilmezdik.

    Ancak 1956 yılında Cerit çok büyük bir sel felaketi yaşamıştı. Allah’a şükür bir daha öyle bir sel felaketi yaşamadık. Şimdi bakıyoruz yarım saat bir yağmur yağsa sokakları caddeleri sel götürüyor. Esnafın dükkânını vatandaşın evlerini sel basıyor. Bilim adamlarının dediklerine göre bu gün ozon tamirine başlansa ozonun eski haline gelmesi için kırk yıllık bir zaman geçmesi gerekiyormuş.

    Aslında dünyayı bu hâle biz insanoğlu getirdi. Onu düzeltecek de insanoğludur. Fakat her nedense birçok devlet büyükleri bu durumu görmezden geliyorlar. Hâlbuki görüyoruz birçok devletlerde yangınlar seller toprak kaymaları çeşitli felaketler yüzlerce can mal kayıpları yaşanıyor. Yinede kimsenin umurunda değil. Öyle gözüküyor ki bizleri daha kötü felaketlerin beklediği uzak değil. Allah sonumuzu hayır eylesin...

Kommentare (0) >>
Kommentar schreiben

Sie müssen angemeldet sein, um einen Kommentar abzugeben. Bitte registrieren, wenn Sie noch kein Konto haben.


busy
 
< Önceki   Sonraki >